Oruç Tutan Ne Kazanır?

  • 05 Mayıs 2018
  • 1.100 kez görüntülendi.
Oruç Tutan Ne Kazanır?
REKLAM ALANI

‘Oruçlunun hücresi
bile tespih eder’

Ramazan ayında oruç tutmak Müslümanların çok önemli, çok sevaplı, İslâm’ın temel ibadetlerinden birisidir. Onun için Ramazan orucunu tutmaya şer’î bakımdan özrü olmayan, bedeni sıhhatli olan her Müslüman’ın büyük gayret göstermesi lâzım!

 

REKLAM ALANI

Allah-u Teàlâ Hazretleri bu büyük mükâfatların verildiği, büyük sevapların kazanıldığı mübarek aydan en güzel tarzda, en çok şekilde istifade etmeyi hepinize, hepimize nasîb-i müyesser eylesin…

 

Size bu Ramazan ayıyla ilgili bazı hadis-i şerifler sunmak istiyorum. Onlardan bir tanesi, Ramazan ayının sevabını gösteren sahih hadisi şeriflerden birisi…

 

İmam Buhàrî, Ahmed ibn-i Hanbel, Ebû Dâvud, Neseî ve diğer kaynakların Ebû Hüreyre’den ve İbnün-Neccâr’in da Enes (ra)’dan rivayet ettiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz söyle buyuruyor:

 

“Kim Ramazan ayını Allah’a inanarak, imanla ve sevabını Allah’tan bekleyerek ihyâ eder, Ramazan orucunu güzelce tutarsa o güne kadar islemiş olduğu geçmiş günahları afvu mağfiret olunur, Allah affeder.” buyuruyor.

 

Bu duyulmuş, meşhur, her Ramazan’da söylenen bir hadis-i şerif. Kaynakları sağlam olan bir hadis-i şerif… Demek ki eski günahları Cenab-ı Hak afvu mağfiret ediyor, bu kesin…

 

Oruç vücudu temizler

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir diğer hadis-i şerifinde buyuruyor ki: “Her şeyin bir temizlenmesi, zekâtı vardır.”

 

Malin zekâtını biliyorsunuz, parasının kırkta birini ayırıyor, fakirlere veriyor. Sürüsünde kırk tane koyunu varsa, bir koyununu veriyor. Arazisinden mahsul varsa, mahsulün öşrünü veriyor… Her şeyin zekâtı vardır, o zekât verildiği zaman, fakirin hakki çıkarıldığı zaman mal temiz olur. Ayrılmadığı zaman pis, iyi olmayan bir kazanç ve mal olmuş olur. Her şeyin zekâtı vardır.

 

“Vücudun zekâtı da savm’dır, yani oruç tutmaktır.’ Bu ay oruç tutmak, vücudun paklanmasını, maddeten ve manen temizlenmesini sağlayan bir ibadet oluyor. Bu da çok önemli…

 

Oruç cehennemden
uzaklaştırır…

Başka bir hadisi serif: İmam Buharî, Müslim, Tirmizî, Neseî, Ahmed ibn-i Hanbel Ebû Said el-Hudrî Hazretleri’nden rivayet etmişler: “Kim Allah yolunda, Allah rızası için bir gün oruç tutarsa Allah onunla cehennemin arasını yetmiş sonbahar, yani yetmiş sene açar, cehennemden uzaklaştırır.” Yani, cehenneme girme ihtimali azalıyor, cehennemle arasındaki mesafe çoğalıyor. Oradan, cehennemden uzaklaşmış oluyor.

 

Oruç günahları sildirir

Oruçlunun sevabı ile ilgili diğer bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: (Ebû Said el-Hudrî (ra)’den rivayetle) Ahmed ibn-i Hanbel, Beyhakî, Hulvânî ve diğer kaynaklarda var. “Kim Ramazan orucunu tutarsa…”

 

Ama şartı var: “Bu orucun sınırlarını, cezalarını, ahkâmını bilirse… “ Yani ne yaparsa orucu tamam olur, ne yaparsa orucu bozulur, sevabı kaçar; bunları bilirse…

 

“Ve oruçluyken sakınması gereken şeylerden de sakınır, çekinir, kendisini korursa; geçmiş ömründeki günahlara kefaret olur.”

 

Yani, mağfiret olur günahları, bu oruç onları sildirir demek. Tabii insanin oruçlu iken nelerden çekinmesi gerekiyor? En basiti yemekten, içmekten ve diğer tabii olarak hakki olan beşerî ihtiyaçlarından, ilmihal kitaplarında yazılan şeylerden Allah rızası için sakınacak.

 

Tamam, bunlar maddi sakınma; yemeyecek, içmeyecek vs. Bunun dışında gıybet etmeyecek, gözüyle harama bakmayacak, kulağına haramı dinlettirmeyecek, kulağını harama vermeyecek, elini harama uzatmayacak, ayağıyla harama varmayacak, her şeyine dikkat edecek…

Oruçlunun mükâfatları

Şimdi asil seçtiğimiz, orucun faziletini anlatan bir hadisi şerife yer vermek istiyorum.

 

Hazret-i Aişe-i Sıddîka validemizden İbn-i Abdülber, Dâre Kutnî ve Mevâhib-i Ledünniye sahibi rivayet etmiş bu hadisi şerifi. Uzunca bir hadisi şerif ama hoşunuza gideceğine kànîyim. Müjdeleri duyunca sevineceksiniz, aziz ve sevgili kardeşlerim! Oruçlunun her şeyinin ne kadar kıymetli olduğunu, ibadetlerinin ne kadar sevaplı olduğunu gösteren bir hadisi şerif. Simdi cümle cümle size açıklamasını söyleyeyim:

 

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bu hadis-i şerifte buyuruyor ki: “Hiç bir kul yoktur ki, sabahleyin oruçluyken kalkmış olsun da su mükâfatları almış olmasın.” Yani oruçlu olarak sabahlayan bir insana, şu mükâfatlar Allah tarafından veriliyor. Nedir o mükâfatlar?

 

  1. “Semavatın (göklerin rahmet) kapıları ona açılır.”

 

Bunun ne demek olduğunu başka sohbetlerimizde zaman zaman açıklamışızdır. Mi’rac’da da Peygamber Efendimiz karsılaştı. Kur’an-ı Kerim’de de geçiyor, semanın kapıları var, her semanın kapısı var. Bir semadan öteki semaya dualar, ibadetler, insanlar vs. varlıklar öyle paldır küldür geçemiyorlar.

 

Semânın vazifeli meleği soruyor: “Sen kimsin, neyin nesisin? Diyor. Bazısına müsaade ediyor, bazısına etmiyor. Meselâ riyakâr bir kul bir namaz kılsa melekler sevaplarını alıyorlar, Allah’a götürecekler. Semânın kapısına gelince, görevli melek diyor ki:

 

– Durun bakalım, ne götürüyorsunuz?

– İşte falanca kul namaz kıldı da onun sevabını dergâh-i izzete götürüyoruz.

– Götürün geriye, bu kıldığı namazı o riyakâr herifin yüzüne patlatın, kafasına çalın! Bana Allah emretti, riyakârın amelini buradan öteye geçirmem. Onun için boşuna uğraşmayın, dönün geriye! Diyor.

 

Oruçlunun ilk mükâfatlarından birisi ne oluyor; bir kere semanın kapıları ona açılıyor. Yani gümrük yok, teftiş yok, engelleme yok… Semanın kapılarından öteye, tâ Cenab-ı Mevla’nın dergâhına kadar ibadetler gidecek, sevaplar gidecek, dualar gidecek, niyazlar gidecek… Çok güzel! Yani serbestlik var, bir büyük kolaylık var.

 

  1. “Oruç tutanın bütün azası, eli, ayağı, hücreleri, iç uzuvları, her şeyi tespih eder.”

 

Tabii onların da sevabı, onların sahibi olan kişiye geliyor. Sonuç itibariyle bütün vücudunun hücreleriyle, zerreleriyle, azâsiyla tesbih eder. Mübarek bir insan olduğundan mükâfatı çok oluyor.

 

  1. “En yakın semanın ehli onun için istiğfar eder.” Ya Rabbi, bu oruçlu kulunu mağfiret eyle! diye…

 

Şu bizim en yakin semada bulunan melekler, mübarek varlıklar; yani dünya ehlinin halini bilen, onları takip eden sayısız melekler ona istiğfar eder. Allah’tan affedilmesini talep ediverir. ‘ Ne zamana kadar?

 

“Perde ile perdelenip öbür tarafa gidinceye kadar.” Bu ne demek? Allahu a’lem, güneş batıncaya kadar demek… Yani oruç bitinceye kadar, akşama kadar manasına gelebilir. (Belki de ölünceye kadar.)

 

  1. “Bir rekât, iki rekât bir namaz kılarsa; kıldığı namazdan dolayı semalar onun için nur saçar.”

 

Yani nur dolar, nurla aydınlanır. “Cennetteki huriînden olan zevceleri başlarlar duaya: (Allàhum makbidhu ileynâ) ‘Ya Rabbi, bu efendimize biz çabuk kavuşalım! Onu bize çarçabuk kavuştur.” (Fekadistaknâ ilâ rü’yetihî) Cemalini görmeye müştâkız, muhabbetimiz ziyade oldu.’ diye dualar ederler.” Bu da cennetteki hurilerin kendisi için duası demek oluyor. O da güzel bir şey…

 

  1. “Eğer bu oruçlu kimse ‘Lâ ilâhe illallah derse’, tespih çeker, ‘Subhanallah’ derse; veyahut tekbir getirir, ‘Allahu Ekber’ derse; onun bu Lâ ilâhe illallah’ını (tevhid zikirlerini), Subhanallah’ını (tesbihlerini), ‘Allah-u Ekber’ini (tekbirlerini) yetmiş bin melek karşılar.”

 

Tekrar aynı tabir geldi. “Perde ile örtünüp saklanıncaya kadar”, yani güneş ufuktan batıncaya kadar manasında olmalı, Allahu a’lem. Yani aksama kadar, yetmiş bin melek onun Lâ ilâhe illallah’ını, Sübhanallah’ını, Allahu Ekber’ini yaza yaza devam ederler manasında…

 

Hadisi şeriflerdeki müjdeleri duyup da bu müjdelere kavuşmayı arzu etmek lazımdır. Allahu Zülcelâl Ramazan’ı şerifin hakkını vermeyi hepimize nasip eylesin.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ