Mümin Allah’a Kavuşmayı Arzu Eder

  • 20 Aralık 2022
  • 464 kez görüntülendi.
Mümin Allah’a Kavuşmayı Arzu Eder
REKLAM ALANI

İRFAN SOHBETİ
Seyda Feyzullah Konyevi -ks-

Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin ve sahabe-i kiramın bu dünya penceresinden ahirete nasıl baktıklarını biraz müzakere etmeye ve tefekkür etmeye çalışacağız, inşallah. Bir hadis-i şerifte Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:
“Vallâhi, âhirete göre dünya, sizden birinizin işaret parmağını denize daldırıp çıkarmasından başka bir şey değildir! O kişi parmağının üzerinde ne kadarcık su kaldığına baksın!” (Müslim, Cennet, 55)
Bütün dünya hayatı o denize nazaran parmağının o denizden çıkardığı su kadardır. Ahiret bir deniz, dünya hayatı ise bir damla kadardır. O denizin yanında bir hiç hükmündedir. İnsan böyle bir hayata kesinlikle aldanmamalı. Ömrü sadece ahiret için bir fırsat olarak görmek lazım. Her bir saniyeyi Allah Azze ve Celle’nin rızasını kazanma yolunda bir fırsat olarak değerlendirmek lazım.
Eğer dünya hayatı iyi değerlendirilirse bu dünyadan ahirete gidecek olan da sâlih amellerdir. Güzel ameller, haseneler, iyilikler, güzellikler oraya gidecek. Bu dünya hayatında istersen ahiretteki hayatın için bir ağaç dikersin, istersen ateşini beraberinde götürürsün. Bu insanın tercihindedir.
Allah Azze ve Celle kıyamet gününde inkarcılara soracak; ayeti kerimede buyruluyor:
“(Allah inkarcılara) Yeryüzünde kaç yıl kaldınız? diye soracak. (Onlar da cevap verecek) ‘Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte sayanlara sor.’ derler. (Allah) şöyle der: ‘Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.’” (Mü’minûn, 112-114)
O kadar kısa bir süre ki bir günden bile az kaldık, diyecekler. Hayal meyal hatırlayacaklar. O kadar uzun bir ömür gibi gözüken o 60 yıl, 80 yıl o kadar kısa olacak. Çünkü o kişiler artık sonsuz bir şekilde cehennemde yanacaklarını biliyorlar. Allah Azze ve Celle onlara diyecek ki “Çok az zaman kaldınız. Keşke bunu daha önce bilmiş olsaydınız.”
Başka bir ayeti kerimede de Allah Azze ve Celle yine buyuruyor:
“(Onlar) kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını zannedecekler.” (Nâziât, 46)
Yani kıyameti görür görmez, bir anda, gerçeği görecekler. Bu hayatları bitmiş olacak. Bütün o ömür onların nazarında bir kuşluk vakti kadar olacak. Yani sabahtan öğleye kadar. Ya da bir akşam kadar kaldıklarını bilecekler, fark edecekler. İşin hakikati bu.
Ümitvar Olmak Lazım
Bu dünyada iken nasıl olsa oraya gideceğiz. Nasıl olsa bu bir yolculuktan ibarettir. Öyleyse orada Allah Azze ve Celle’nin rahmet ve mağfiretine kavuşmayı ümit etmek lazım ve bunu istemek lazım.
Peygamber aleyhisselatu vesselam diyor ki:
“Kim Allah’a kavuşmak isterse Allah da ona kavuşmak ister. Kim Allah’a kavuşmak istemezse Allah da ona kavuşmayı arzu etmez,” buyuruyor. Bunu söyledikten sonra Hz. Aişe validemiz:
– Yâ Resûlallah! Ölümü sevmediği için mi (kavuşmak istemez)? Öyleyse hepimiz ölümü sevmeyiz, dedim.
– “Hayır, öyle değil. Mü’mine Allah’ın rahmeti, rızâsı ve Cenneti müjdelendiği zaman Allah Teâlâ’ya kavuşmak ister; işte o zaman Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kâfire Allah’ın azâbı, gazabı haber verildiği zaman Allah’a kavuşmaktan hoşlanmaz; Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz” buyurdu. (Müslim, Zikir 14-17)
Hiçbirimiz ölümü istemeyiz. Zaten bu böyledir. Fıtratımız, yaratılışımızda vardır. Allah korusun, önümüze ölümcül tehlikeli bir durum gelse hepimiz kaçarız o durumdan. Kaza yapmamak için uğraşırız, tedbir almaya çalışırız. Yani ölümden korunmak bir görevdir, aynı zamanda.
İnsanın kendini bilerek ölüme atmaması lazım. O zaman insan intihar etmiş olur. İntihar eden ebediyen cehenneme girmiş olur, Neuzubillah.
Allah Azze ve Celle ölüme gitmemizi istemiyor ama mümin Allah Azze ve Celle’ye kavuşmak ister. Allah’ın cemaliyle müşerref olabilmek için O’nun cennetindeki nimetlerini nimetlenmek için O’na kavuşmak ister. Bu istek insanın kalbinde olmalı.
İşte Resulullah aleyhisselatu vesselam öyle deyince Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki: “Ya Resulallah, hiçbirimiz ölümü istemeyiz. Böyleyiz. Bu sevmemek olur mu, sayılır mı?”
Allah Resulü de buyuruyor ki; “Hayır öyle değil. Mümine Allah’ın rahmeti, rızası ve cenneti müjdelendiği zaman Allah’a kavuşmak ister.”
Mümin böyledir. Allah’ın rahmeti, cenneti, rızası müjde olarak ona verildiği zaman Allah’a kavuşmak ister. Bu dünyanın geçiciliğini de anlar ya, onun için bir an önce o ebedi olan gerçek huzuru, hiçbir eziyetin, hiçbir sıkıntının, hiçbir derdin olmadığı bir dünyada Allah ile kavuşmak ister. Orada ne geçim derdi vardır ne onun derdi ne bunun derdi vardır. Orada her şey tastamam.
Kafir ise Allah’ın azabı ve gazabı haber verildiği zaman Allah’a kavuşmaktan hoşlanmaz. Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz. Bu hadisin de manasını Allah Resulü aleyhisselatu vesselam yine kendisi bu şekilde şerh ediyor, açıklıyor.
Cennetliklere Büyük Müjde!
İnsanoğlu ölmeden önce ahiretteki yerini görüyor. Allah Azze ve Celle ona gösteriyor. Eğer cennetlik ise melekler ona cennetteki yerini, nimetlerinin nasıl hazır olduğunu ona haber veriyor. O da o müjde ile seviniyor ve bir an önce Allah-u Zülcelâl’e kavuşmak istiyor. Onun için mümin olan bir kişi vefat ettiği zaman der ki:
“Beni bir an önce kabrime götürün. Ben cennetime gitmek istiyorum.” Kafir öldüğü zaman:
“Aman ha beni kabrime götürmeyin çünkü sual başlayacak, azap başlayacak.
İşte böyle bir durumda o nimetlerle müjdelendiği zaman sevinir ve bir an önce kavuşmak ister. Kafir ise o Allah Azze ve Celle’nin azabıyla müjdelenir. O da asla kavuşmak istemez. “Hiçbir zaman gitmeyeyim,” der. Beni götürürler korkusuyla endişeyle sıkıntı çeker. Çünkü kafir böyle bir durumda bu dünya hayatının zevklerinin artık büsbütün ondan zail olduğunu görecek. Artık ondan mahrum kaldığını bilecek.
Bu dünyada iken geçici de olsa yalandan da olsa birtakım zevklerle zevkleniyordu, bazı tatları alıyordu ama artık onların hepsinin miadı doldu, son kullanma tarihi geldi geçti. Artık o kişi hiçbir şekilde Allah’a kavuşmayı istemez, Allah da ona kavuşmayı istemez. Allah Azze ve Celle onunla muhatap olmayı istemez, Allah ona cemalini göstermez.
Allah Azze ve Celle ayeti kerimede özellikle Allah’a kavuşmak istemeyenleri şöyle anlatıyor:
“Öldükten sonra bize kavuşmayı ümit etmeyip dünya hayatına razı olan ve onunla yetinenler ve bizim âyetlerimizden gâfil olanlar yok mu, işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden varacakları yer, ateştir!” (Yûnus, 7-8)
Neuzubillah. Onlar ümit etmeyecek Allah’a kavuşmayı. Onlar kendi yerlerini biliyor. Biliyorlar ki kendi biletlerini cehenneme kesmişler. Dolayısıyla Allah Azze ve Celle’ye kavuşmayı ümit etmezler. Onların varacakları yer cehennemdir.
Herkes Ahiret Biletini Kendi Keser
Evet herkes gideceği yerin biletini kendisi keser. Herkes gideceği yeri kendi kestiği biletten bilir. Allah Azze ve Celle ayet-i kerimede buyuruyor:
“Şüphesiz ki Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner ve onlara şöyle derler: korkmayın ve üzülmeyin. Size vaat edilen cennetle sevinin.” (Fussilet, 30)
Mümin olarak vefat edenlere bu müjdeyi verirler. İnşallah hepinize Allah’ın izniyle bu müjde verilecek. Allah Azze ve Celle devamındaki ayet-i kerimede buyuruyor:
“Dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınız biziz, diyecekler. Bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’ın ikramı olarak onlara; size canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır.” (Fussilet; 31)
Her şey hazır orada, Allah Azze ve Celle herkesin cennetini şimdiden hazırlamış; hepsini yaratmış. Sadece insanoğlu cennetteki yerini, daha doğrusu cennetini burada kendisi ekip biçiyor. İnşallah şimdi yaptığımız amellerle biz cennetteki yerimizi, ağaçlarımızı, köşklerimizi biz şu anda dikiyoruz.
Yani Allah Azze ve Celle vereceği nimetleri, bizim amellerimize bağlamış. Yaptığımız herhangi bir amel, herhangi bir dua, Allah’ın emriyle meleklere orada ya bir ağaç olarak diktiriliyor ya da bir köşk olarak inşa ettiriliyor. Bu böyledir, hakikat böyledir. Onun için insan bu dünyadayken Allah Azze ve Celle’ye kavuşmayı ümit edecek.
Allah hakkında nasıl düşünürsen Allah’ı karşında, huzurunda öyle bulursun. Kudsi hadiste buyruluyor:
“Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: ‘Ben, kulumun hakkımdaki zannının yanındayım…” (Buharî, Tevhid 15; 35; Müslim, Zikr 2)
“Ben kulumun zannının yanındayım,” buyurması, “Nasıl zannederse öyle karşılarım,” manasındadır. Öyleyse biz de her zaman Allah Azze ve Celle’nin bize merhamet edeceğini ümit edelim.
İnşallah biz onun yolunda gittiğimizi, O’nun sevgili kullarının, sâlih zatların yanında hayatımızı idame ettirdiğimizi, kendimize çeki düzen verdiğimizi ve bunun için de Allah’tan her zaman merhamet ümit ettiğimizi düşüneceğiz. Allah Azze ve Celle’yi de her zaman bu şekilde düşüneceğiz, o ümitle yaşayacağız.
Manevi yönümüzü böyle manevi hislerle besleyeceğiz. Eğer beslemezsek şeytan hemen fırsat bulur vesvese verir. “Sen hiçbir şey yapamıyorsun en iyisi hiç yapma,” der. Halbuki küçük bir şey bile yapsan öbür dünyada o çok büyük bir devlettir, çok büyük hazinedir. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor:
“Bir hurmanın yarısı kadar bile sadaka verebiliyorsanız, verin,” (Buhârî; Zekât 10, Rikak 31, Tevhid 36) diyor. Cehennemdeki yerinizden onunla kendinizi kurtarın.
Hiçbir şeyi hafife almamak lazım, hiçbir şeyi küçümsememek lazım. Ne yapabiliyorsan, az da olsa, o az bile senin için kârdır.
Ümitsiz olmamak lazım. Hiçbir şekilde ümitsiz olmayalım. Şeytan insanın ümitsizliğinden yakalar. Eğer o insanın ümidini öldürürse zaten o kişi kendisini bitirmiş olur.
Biz Allah Azze ve Celle’ye kavuşmayı ümit edeceğiz inşallah. Kavuşmayı da ümit ediyoruz.
Allah Azze ve Celle hepimize kendi Cemal’ini göstersin, Cemal’iyle müşerref kılsın. Bizi cennette nimetleriyle nimetlendirsin. Bizi Peygamberlerle, Sıddıklarla, şehitlerle komşu eylesin. Bizi bu dünyada da ahirette de mesud bahtiyar kılsın. Hepimize razı olacağı şekilde amel-i sâlih yapmayı nasip eylesin. Amin.

REKLAM ALANI
REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ