İslam’ı İslam’la vurmak!

  • 11 Temmuz 2014
  • 740 kez görüntülendi.
İslam’ı İslam’la vurmak!
REKLAM ALANI

İngilizlerin yüzyıllık stratejisi: İslâm’ı İslâm’la vurmak!

 

Yazının sonunda söyleyeceklerimi başında söylemem gerekiyor…

REKLAM ALANI

Önce şu: IŞİD, diye bir ‘şey’ yok. İngiltere diye sinsi bir güç var.

IŞİD, adım adım Irak’a ve Suriye’ye yerleştiriliyor. Irak’a ve Suriye’ye yerleşen aktör, IŞİD değil, gerçekte, İngiltere’dir.

 

İkinci olarak: El-Kaide’den türeyen IŞİD gibi örgütler maşa’dır.

El-Kaide, Amerikalıların maşasıydı. Şimdi El-Kaide’nin yerini, IŞİD gibi türevleri aldı. IŞİD gibi örgütlerse, İngilizlerin kuklasıdır.

 

Bu şu anlama gelir: İngilizler, iki yüzyıl önce Vehhabiler üzerinden sahneledikleri oyunu, bu kez IŞİD gibi örgütler, İran’ın önünün açılması ve Selefî hareketler üzerinden sahneye koyuyorlar.

 

İngilizler ne yapmak istiyorlar, peki?

İngilizler, küresel sistemi yeniden dizayn etmek istiyorlar ve bunu da ancak İslâm dünyasındaki ‘tarihî derinlik’lerini yeniden harekete geçirerek yapabileceklerini çok iyi biliyorlar.

 

IŞİD gibi örgütlerin ve Selefîlik gibi -tastamam selefsiz- hareketlerin önünü sonuna kadar açarak kısa, orta ve uzun vadede üç şeyi yapmak istiyorlar.

 

Birincisi, kısa vadede, her ne suretle olursa olsun, Tayyip Erdoğan’ın önünü kesmek istiyorlar: İster cumhurbaşkanı olarak isterse başbakan olarak Tayyip Erdoğan’ın 2023 hedeflerini gerçekleştirmemesi için Erdoğan’ı tasfiye etmek istiyorlar.

 

İkincisi, orta vadede, Kürt meselesini, lokal bir mesele olmaktan çıkarıp bölgesel bir mesele hâline getirmek ve bu süreçte, Çözüm Süreci’ni patlatmak ve bitirmek istiyorlar.

Üçüncüsü ve en önemlisi de, uzun vadede, İslâm’ı İslâm’la vurmak, İslâm’ın gelişini İslâm’la durdurmak istiyorlar.

 

Çağı anlayamadığımız sürece, yaşananları kavrayamayız

 

İçinde yaşadığımız çağı anlayamadığımız sürece, dünyada yaşananları kavrayamayacağımızı göremiyoruz hâlâ.

İçinde yaşadığımız çağ, demokrasi çağı değil, dromokrasi çağı.

 

Modernliğin çocuğu demokrasi, çoktan tarihin çöplüğünü boyladı. Bazı Müslümanların, hâlâ demokrasi mücadelesinden bahsetmeleri, sığlıklarının ve çağı kavrayamadıklarının göstergesidir.

 

Oysa Müslümanların sorunu demokrasi sorunu değil, en geniş anlamıyla bağımsızlık sorunudur.

Zihnî bağımsızlıklarına kavuşamayanların, siyasî bağımsızlık mücadelesi vermeleri, havaya kurşun sıkmaktan başka bir anlam ifade etmez.

 

İçinde yaşadığımız çağı kavrayamadığımız sürece, zihnî bağımsızlığımıza kavuşamayacağımızı bilmiyoruz bile.

İçinde yaşadığımız çağ, ‘pornografi’nin hükümranlığını ilan ettiği ve dromokrasi şeklinde ortaya çıkan bir ağ’dır sadece.

 

‘Pornografi çağı’, algı kapılarının kapanması demek. Bir yerde algı kapıları kapanmışsa, bilin ki, orada, Müslüman zihnini ve idrakini vareden dil, Müslüman dünyasının gösteren yer, ve Müslümanın istikametini ifade eden yön yitirilmiş demektir.

 

‘Pornografi’nin hükümranlığını ilan ettiği yer, hızın ve hazın, ayrıntının ve ayartının hükmünü, dromokrasi’nin ise zaferini ilan ettiği yerdir.

 

‘Pornografi çağı’nda dromokrasi, medya üzerinden işler: Medya, kitleleri simülasyonlara (ayrıntı ve ayartıya) boğar ve simülasyonlarsa asimilasyonlarla (yabancılaştırma ve duyarsızlaştırma biçimleriyle) gerçeklerden uzaklaştırır.

 

Böylelikle, insanlar, bir hâdiseyi, bütünlüğü içinde kavrama yetilerini yitirirler. Ayrıntıların yok edici dehlizlerinde kendilerini kaybederler ve yaşananların gerçek yüzünü, arkaplanını ve yaşanan hâdiselerin arkasındaki sinsi aktörleri ve gerçekleri sindirici faktörleri göremezler.

 

IŞİD’i boş verin, İngilizlerin yüzyıllık ‘dans’ına bakın!

 

Bu nedenle, IŞİD’i boşverin, IŞİD, kukla çünkü. IŞİD’in arkasındaki asıl güce, İngilizlere bakın, diyorum.

İngilizlerin, İslâm dünyasını, İslâm dünyasındaki mezhebî ve meşrebî ayrılıkları nasıl kaşıdığına ve kendi emelleri doğrultusunda sinsice yöntemlerle nasıl kullandığına yoğunlaşın. Yüzyıllık proje, bu.

 

Karşımızda şöyle bir dünya var artık: Küresel sistemin beyni İngilizler, sopası Amerikalılar, maşası El-Kaide ve IŞİD gibi kukla örgütler, taşeronu İran, finansörü de Suudlar’dır.

 

Hedefse şu: Kısa vadede Erdoğan’ın tasfiyesi, orta vadede çözüm sürecinin bitirilmesi ve kürt meselesinin bölgeselleştirilmesi, uzun vadede ise İslâm’ın İslâm’la vurulması, yani kitlelerin protastanize edilmiş / sekülerleştirilmiş, dolayısıyla paçavraya çevrilmiş bir İslâm anlayışına hapsedilerek, terörle özdeşleştirilen İslâm’ın gelişinin önünün kesilmesidir. Mesele budur.

 

Yusuf Kaplan, Yeni Şafak

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ