İBRET-İ ALEM / Tevbe, Taib, Tevvab, Münib, Evvab

  • 31 Mayıs 2024
  • 84 kez görüntülendi.
İBRET-İ ALEM / Tevbe, Taib, Tevvab, Münib, Evvab
REKLAM ALANI

İBRET-İ ALEM
TEVBE, TÂİB, TEVVÂB, MÜNÎB, EVVÂB
Ahmed Özkan

اِلَهِي لَسْتُ لِلْفِرْدَوْسِ اَهْلاً
وَلاَ اَقْوَي عَلَي النَّارِ الْجَحِيْمِ
فَهَبْ لِي تَوْبَةً وَ اغْفِرْ ذُنُوْبِي
فَاِنَّكَ غَافِرُ الذَنْبِ الْعَظِيْمِ

İlahî lestü lilfirdevsi ehlen
Vela ekvê alâ nâr il cehîmi,
Feheb li tevbeten vegfir zunûbi
Feinneke ğâfiruzzenbil azîmi
Manası:
“Ey yüce Allahım, O’na salat-ü selam olsun Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz “Allah’tan isteyince Firdevs cennetini isteyin” buyuruyor. (Tirmîzî; Hadis no: 2531) Ama ben Firdevs cennetine girmeye layık bir insan olmadığımı çok iyi biliyorum. Bununla beraber cahîm (Cehennemin altıncı tabakası ve derekesi) olan cehennem ateşinde yanmaya da gücüm yetmez, bana bir tevbe nasip eyle ve günahlarımı bağışla. Zira Sen en büyük günahları bile bağışlayansın.”
Tevbe kişinin yaptığı günahtan nedamet ve pişmanlık duymasıdır. Yani tevbe eden şunu demek istiyor; “Bu günahı işlemekle benim herhangi bir özrüm olamaz, ben yanlış yaptım, pişmanım ve vazgeçiyorum.”
Tevbe, kişinin kötü sıfatlardan güzel sıfatlara intikal etmesidir. Mânen Allah’tan uzak olanın yüce Allah’a yine mânen yakın olmasıdır, tevbe günahlardan ayrılıp taat ve ibadete yönelmektir, gafletten uyanıklığa ve huzura gelmektir, tevbe cehaleti terk edip akıllı olmaya karar vermektir.
“Ey müminler! Hepiniz Allah’a tevbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Nur; 31) Bu Ayet-i kerimeye göre, küçük, büyük, gizli, açık bütün günahlardan tevbe etmek gereklidir.
Kısaca tevbenin şartları; kişi işlediği günahtan vazgeçecek, pişmanlık duyacak, günaha bir daha dönmemeye karar verecek ve üzerinde kul hakları varsa bir an önce onları verecek ve helalleşecektir.
Kıyamet alametleri zahir olmadan, Güneş batıdan doğmadan, can boğaza gelmeden kişinin tevbesi kabul edilir ve kişinin tevbe etmesi gerekir.
Kıyamet alametlerinin ve ruhun boğaza gelmesinin zamanı bize meçhul olduğuna göre tevbeyi geciktirmeyip bir an evvel tevbe etmek ve sık sık tevbeyi yenilemek kişinin kendi menfaatinedir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz masum olduğu halde günde yüz defa tevbe ettiğini kendisi beyan buyuruyor. (Müslim; Hadis no: 2702)
Yüce Allah’ın azabından korktuğu için tevbe edene tâib, yüce Allah’tan utandığı için tevbe edene münîb, Yüce Allah’ı tazim ederek, yücelterek heybetini hesaba katarak tevbe edene de evvâb denir.
Bir yılın sonunda ve diğer bir yeni yılın başında ahiret yolcusu bir kuldan beklenen şey, tevbedir. Bir yılı samimi bir tevbe ile kapatıp diğer bir yeni yıla yine samimi bir tevbe ile başlamak güzel ve isabetli bir amel ve doğru verilmiş bir karardır.
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi güzel işler yapmaya, doğru kararlar vermeye, düzgün davranmaya, Kur’an ve sünneti elimizden geldiği kadar yaşamaya kabul buyuracağı nasûh tevbesini sık sık yapmaya, tâib, tevvâb, münîb ve evvâb olan kulları arasına girmeye muvaffak eylesin. Âmîn.
Itır ve Misk
لَا مِسْكَ وَلَا نَابَ
اَطْيَبُ مِنْ مِسْك مَنْ اَنَابَ

REKLAM ALANI

Lê miske ve lê nebe,
Atyabu min miski men enêbe
Hiçbir Itır ve misk, tevbe edenin, Allah’a rucû edenin, günahlardan vazgeçenin kokusu ve miski kadar güzel olamaz.
Tevbenin şerefine, makamının inceliğine ve önemine delalet etmesi bakımından Kur’an-ı Kerim’de mushaf tertibinde 9. Sure olan bir surenin Tevbe süresi olarak isimlendirilmesi kâfidir.
İki cihanda Felâh bulmak isteyen, kurtuluşu arzu eden bir kimse mutlaka tevbe etmelidir.
“Ey müminler hepiniz birden tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (Nur; 31)
Mümin, dostunu sevindiren kişidir.
“Allah müminlerin velisidir, (dostudur.)” (Bakara; 257)
O’na salat ve selam olsun Rasûlullah Efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyorlar:
“Yüce Allah, hiç çocuğu olmayan bir kişinin çocuğu olunca, suyu kaybeden bir kişinin suyu bulunca, devesini, suyunu, ekmeğini kaybeden bir kişinin kaybettiklerini bulduğundaki sevinçlerinden daha fazla kulunun tevbesine sevinir.” (Sahîh el Câmi’ Hadis no: 4633)
Üçüncü şık ile ilgili Hadis-i şerif ise Buhârî; Hadis no: 6308’te mevcuttur.
اِبْنِ ادَم اَطِعْ رَبَّكَ تُسَمَّى عَاقِلًا
وَلَا تَعْصِهِ رَبَّكَ فَتَسَمَّى جَاهِلًا

“İbn-i Adem ati’ Rabbeke tüsemmê âkilen
Ve la ta’sihî fetüsemme cêhilen”
“Ey Âdemoğlu, Rabbine itaat et, (itaat edersen) akıllı olursun, akıllı sayılırsın. Rabbine isyan etme, (isyan edersen) cahil olursun cahil sayılırsın.” (Riyazussalihin 1/ 86)
Enes Bin Malik radıyallahu anhudan gelen bir rivayette Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Hiçbir ses günaha batmış bir müminin tevbe etmek için yalvarıp yakarma esnasında çıkardığı ses kadar Allah’a sevimli değildir.” (Hâkim-i Tirmîzî; Nevâdir’ül usûl sah: 211)
Böyle birisine “Lahfân” denir. Peki lahfan kimdir? Lahfân öyle bir kimsedir ki, bir günah işlediği zaman günahını hatırlar, kalbi Allah korkusu ile dolup taşar. Ve: “Allah’ım Allah’ım” diye yalvarıp yakarır.
Sonuç olarak tevbe bir muvaffakiyettir, Yüce Allah’ın ilham vermediği, muvaffak etmediği kimse kolay kolay tevbe edemez.
Mümin, iki cihanda kurtuluşa ermek için, münasip olan anlamıyla yüce Allah’ı sevindirmek için, misk kokusundan daha güzel bir kokuya sahip olmak için sık sık tevbe etmelidir.
Allah’ım! Bizleri ve bütün müminleri iş işten geçmeden ilhamınla muvaffakiyetinle tevbe eden ve tevbesi kabul olan kullarından eyle. Âmîn

En Güzel Özür (Tevbe)
Tevbe, günahı terk etmenin en güzel adıdır, özür dilemenin de en güzel şeklidir. Özür dilemenin şekilleri ve çeşitleri vardır ve şöyle hulâsa edilebilir:
1)- Hata ve kusur sahibinin, bir daha bu hatayı ve kusuru işlemeyeceğim demesi,
2)- Hata ve kusur sahibinin, ben bu fiili işledim ama şunun için işledim diye sadece beyan etmesi,
3)- Hata ve kusur sahibinin, evet ben bu kusuru, bu hatayı işledim, iyi de etmedim, pişmanım, özür diliyorum, demesi. İşte bu son özür şekli, tevbenin diğer şartlarını da içine aldığı zaman makul ve makbul bir tevbedir, en güzel özür çeşididir.
Resulullah efendimize, O’na ve bütün peygamberlere salat ve selam olsun Hz. Âdem efendimiz kendisine yasaklanmış meyveden yediği zaman “Ona secde edin” izzeti ve ikramı, (Bakara; 34) “Adem’e isimleri öğretti,” (Bakara; 31) teşrifi ve iltifatı, “Onu elimle yarattım,” (Sâd; 75) hususiyeti, “ona ruhumdan üfürdüm,” (Hicr; 29) iftiharı ayet, onun tevbesinin kabulüne yetmedi. Onun tevbesinin kabulüne yol açan ve yeten şey:
“Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz!” (A’raf; 23) sözü ve özrüdür.
Hz. Âdem aleyhisselam efendimizin tevbesi, boyun bükmeyi, itirafı, özrü, yasak olanın yapılmasının uygun olmadığını ve akabinde güzel şeyleri yapmayı içinde barındırması itibariyle tam bir tevbedir.
Şunu unutmamak lazım ki Yüce Allah, kuluna tevbe etmesi için ilham verir muvaffak ederse o zaman kul tevbe eder, yoksa edemez.
“Allah da eski durumlarına dönmeleri için onlara tevbe nasip etti.” (Tevbe; 118) ayeti buna delildir.
Su vanası kapalı olursa musluklardan su gelmez. Şehir suyunun ana vanası kapalı olursa şehirdeki vanalar da musluklar da işe yaramaz. Yüce Allah ana vanayı kapattığı zaman kulların yapabileceği hiçbir şey kalmaz. Yüce Allah’ın Rahmet vanasını açmasını maddi ve manevi rahmetini hem bizlere hem vefat eden tüm mü’minlere oluk oluk akıtması için yüce Allah’a dua ediyor, dileniyor ve yalvarıyoruz.
Allah’ım bizleri tüm müminleri ölmüşlerimiz ile beraber rahmetine ğark eyle, Âmin.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ