Cemaatle Namazın Fazileti

  • 07 Ocak 2021
  • 1.942 kez görüntülendi.
Cemaatle Namazın Fazileti
REKLAM ALANI

Gençler ve orta yaşlardakiler de yaşlanınca gideriz diye ertelememeli, fırsat eldeyken cemaat sevabını kaçırmamalıdır.

İslam’da cami ve cemaat çok mühimdir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem Medine’ye hicret ettiği zaman ilk işi Kubâ’ya ve Medîne-i Münevvere’ye bir mescit inşâ etmek olmuştur.

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki:

REKLAM ALANI

“Müslüman bir kimse, namaz ve zikir için çokça camilerde bulunduğunda, Allah Teâlâ onun bu hâlinden, tıpkı bir âilenin, gurbetteki yakınları döndüğünde sevindiği gibi, sevinç duyar ve hoşlanır.” (İbn-i Mâce, Mesâcid ve’l-Cemâât, 19)

Zamanımızda namazı cemaatle kılma konusunda ihmalkarlık çok yaygınlaşmıştır. Bunda salgın hastalık korkusunun da etkili olduğu söylenebilir.

Ne yazık ki ülkemizde camiye gitmek sadece emeklilikten sonra yapılan bir amel gibi görülmektedir. Ama bulaşıcı hastalığın ileri yaşlılar için daha tehlikeli olduğu haberleri emeklilerin de çoğunu eve hapsetmiştir.

Bu yaşananlar bize, camiye gitmek için eldeki fırsatı değerlendirmek gerektiğini gösteriyor. Gençler ve orta yaşlardakiler de yaşlanınca gideriz diye ertelememeli, fırsat eldeyken cemaat sevabını kaçırmamalıdır.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin namazı cemaatle namaz kılmanın fazileti hakkında pek çok hadis-i şerifi vardır. Bunlardan birkaçı:

“Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.” (Buhârî, Ezân, 30; Müslim, Mesâcid, 249)

“Bir kimsenin diğer bir kimseyle kıldığı namazı, yalnız kıldığı namazdan daha bereketli ve sevâbı daha fazladır. İki kişi ile kıldığı namazı da bir kişi ile olan namazından daha bereketli ve üstündür. Beraber kılanların sayısı ne kadar çok olursa, Allah Teâlâ’nın o kadar çok hoşuna gider.” (Ebû Dâvûd, Salât, 47/554; Nesâî, İmâmet, 45/841)

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem cemaatle namazın fazileti üzerinde o kadar çok durmuştur ki, sahabeler hastaların kollarına girerek camiye getiriyorlardı. Hatta görme engelli Abdullah bin Ümmü Mektûm radıyallahu anh gelip:

“–Yâ Resûlallah! Ben gözü görmeyen ve evi de camiye uzak olan bir kişiyim. Bir kılavuzum var, o da bana yumuşak davranmıyor ve yardımcı olmuyor. Namazımı evimde kılmaya ruhsat var mı?” demişti.

Efendimiz:

“–Ezanı işitiyor musun?” diye sordu.

O, “Evet” deyince:

“–Senin için bir ruhsat bulamıyorum” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 46/552)

Aslında engelli olmak cemaate gelmemek için meşru mâzeretler arasındadır. Ama imkân bulabildikleri takdirde cemaatin sevabından mahrum kalmamaları için Rasulullah aleyhisselatu vesselam böyle demiştir.

Cemaatle namaz kılmak için insanın gönlünün namazda olması gerekir. Eğer devamlı gözü saatte, kulağı ezanda olursa, abdestini alıp hazırlanarak namaz vaktini gözetlerse cemaate yetişebilir. Peygamber aleyhisselatu vesselam bu hususta şöyle buyurmuştur:

“–Size, Allah’ın kendisiyle günahları yok edip, dereceleri yükselttiği amelleri haber vereyim mi?” buyurdu.

Ashâb-ı kirâm:

“–Evet, haber veriniz ey Allah’ın Resûlü!” karşılığını verdiler.

Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:

“–Güçlüklere rağmen abdesti güzelce almak, mescitlere doğru çokça adım atmak ve bir namazdan sonra diğerini gözlemektir. İşte, bekleyeceğiniz en faziletli nöbet (ribât) budur” buyurdu. (Müslim, Tahâret, 41)

İşte bu şekilde namaza meraklı olana hiçbir vakit camiye gitmek zor gelmez. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem imanı zayıf olup, cemaate gelmeyi yüksünenler için şöyle demiştir:

“Münafıklara sabah ve yatsı namazından daha ağır gelen hiçbir namaz yoktur. Onlar, bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi.” (Buhârî, Ezân, 34; Müslim, Mesâcid, 252. Ayrıca bkz. İbn-i Mâce, Mesâcid, 18)

Yatsı ve sabah namazlarında evin rahatlığını feda edip camiye gidenlere ise çok büyük mükafat vaad edilmiştir:

“Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gecenin yarısını namazla geçirmiş gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise bütün gece namaz kılmış gibidir.” (Bkz. Muvatta’, Salatü’l-Cemaa, 7; Müslim, Mesâcid, 260; Tirmizî, Salât, 165; Ebû Dâvûd, Salât, 47)

İslam’da cami ve cemaat çok mühimdir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem Medine’ye hicret ettiği zaman ilk işi Kubâ’ya ve Medîne-i Münevvere’ye bir mescit inşâ etmek olmuştur. Peygamber Efendimiz’in sünnetini takip eden Müslümanlar da tarih boyunca fethettikleri yerlere, hep camiler inşâ etmişlerdir.

Camileri inşa etmek kadar ihya etmek de bir müminlik vazifesidir. Resûlullah aleyhisselatu vesselam, cemaati ihmal etmenin kulun manevi haline zararı konusunda şöyle îkaz etmiştir:

“Kim ezanı işitir de cemaate gelmezse, kıldığı namaz (kâmil bir namaz olarak) kabul edilmez. Ancak bir özrü varsa, o başka.” (İbn-i Mâce, Mesâcid, 17)

Cemaate devam ederek fazladan sevap kazanmak Müslüman erkekler için büyük bir fazilet ve şereftir. Basit sebeplerle bu şereften mahrum olmak pişmanlık sebebidir. 

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ