ALLAH DOSTLARI / Seyda Konyevî Hazretlerini Hasretle ve Minnetle Yad Ediyoruz

  • 05 Şubat 2024
  • 289 kez görüntülendi.
ALLAH DOSTLARI / Seyda Konyevî Hazretlerini Hasretle ve Minnetle Yad Ediyoruz
REKLAM ALANI

ALLAH DOSTLARI
Seyda Konyevî Hazretlerini Hasretle ve Minnetle Yad Ediyoruz
Yusuf Şahin

Sohbetleriyle kalp hastalıklarına şifa olan Rabbani alimlerden ve Allah dostlarından Seyda Muhammed Konyevî kuddise sırruh hazretleri 2 Şubat 2022 tarihinde geride binlerce yüreği mahzun bırakarak Hak katına yürümüştü. Sene-i devriyesi münasebetiyle hatırasını yad etmek ve bu vesileyle maneviyatından istifade etmek istiyoruz. Çünkü Allah dostlarının anıldığı yere Allah’ın rahmeti iner.
İbni Mes’ûd radıyallahu anh rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselam şöyle buyurmuşlardır:
“İnsanların öyleleri vardır ki, Allah’ı hatırlamanın anahtarıdır. Onlar görüldükleri anda Allah hatırlanır.” (Suyûti; Cami’us-Sağir; H. No: 2466)
Yüz binlerce kişi şahittir ki Seyda Muhammed Konyevî kuddise sırruh hazretleri daima Allah-u Zülcelâl’i hatırlatan bir Mübarek Zat idi.
Seyda Muhammed Konyevî Hazretleri malıyla canıyla her şeyiyle kendini Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin yoluna feda etmiş ve İslam’ı hayatının her zerresinde yaşamayı kendisine ilke edinmiş ve bunu insanlara öğretmeye gayret eden bir İslam alimiydi.
Zahiri ilimlerde çok kıymetli İslâm âlimi olduğu gibi, maneviyat yolunda da Nakşibendi yolunun büyüklerinden Seyyid Muhammed Raşid El- Hüseyni Hazretleri’nin halifesiydi. Ondan aldığı icazetle tasavvuf yolunun doğru şekilde anlaşılmasına ve yaşanmasına ömrünü vakfetti. Seksen yıllık hayatında, ihlas ve samimiyetinin bereketiyle, gayretinin neticesinde ve Allah’ın tevfik ve inayetiyle Anadolu’dan Avrupa şehirlerine kadar çok sayıda insanın hidayetine, tevbesine ve irşadına rehberlik etti.
Bilindiği gibi Seyda Muhammed Konyevî kuddise sırruh hazretleri medresesini kurmak için Konya diyarını tercih etmişti. Her hafta kendisini ziyarete gelen sevenlerine sohbetleriyle rehberlik eden Seyda Hazretleri, Allah’ın emir ve nehiylerine uygun bir hayata çağırırken, dünya hayatının geçici olduğunu ve bu geçici hayat için baki olan hayatımızı yok etmemeyi tembihlemişti.
O, hem malıyla, hem canıyla, hem evladıyla, hem ilmiyle, hem zamanıyla, hem gönül muhabbeti ve feyziyle eşine ender rastlanan büyük bir hizmet insanıydı. Ümmetin bu kurak mevsiminde binlerce gönlü muhabetiyle, feyziyle yeşertti, ihya etti. O zorlu mahşer gününde ona olan muhabbetimiz ve hizmetimiz inşallah bizlere de fayda verir.
Hayatları boyunca feyizli sohbetleriyle gönülleri ihya eden Hak dostları, vefatlarından sonra da geride bıraktıkları eserleriyle, yetiştirdikleri talebeleriyle ve halifeleri ile ruhlara ümit ışığı ve ferahlık vermeye devam edeceklerdir. Seyda kuddise sırruh hazretleri fani ömrünü tamamlayıp Mevlasına kavuşmuş olsa da daveti her zaman devam edecektir.
Bu ümmetin en zor zamanlarında dini ilimleri ihya etmek gibi büyük bir hizmette bulunan Seyda hazretleri arkasında bıraktığı sadaka -i cariye hükmündeki eserleriyle inşallah daha uzun bir müddet daha Din-i Mübin-i İslam’a ve Allah’a ihsan üzere kulluk etme yoluna hizmet etmeye devam edecek.
Seyda Muhammed Konyevî kuddise sırruh hazretlerinin fani hayata veda edişiyle müteessiriz. Sohbetleriyle, hizmetleriyle, feyiz ve muhabbetiyle gönülleri ihya eden Seydamız hakkında ne söylesek azdır. Bizlere örnek olması için arkasında bıraktığı hizmetlerden bahsetmek istiyoruz.
Gülistan Dergisi ve Reyhani Yayınları
Seyda Muhammed Konyevî hazretleri, dini ilimlerin unutulduğu bu çağda, çok sayıda eser telif ederek halkımızı cehaletten kurtarmayı hedefliyordu. Ümmetin günahkarlarının tevbe etmelerine vesile olduğu gibi, İslam’ı bütün incelikleriyle anlatarak, herkesin kurtuluşuna vesile olmaya çalışıyordu. Hatta bu kitapları yazmasının sebebini şöyle açıklardı:
“Seyyid Abdulhakim el Hüseyni hazretleri de köy köy, kasaba kasaba geziyordu. Ben de onun gibi yapayım istiyordum; fakat şu anda ortam müsait olmadığı için bu kitapları yazdık. İnşaallah, bir an önce bu kitapları insanlara ulaştırın. Bu kitaplar bir yere gittiğinde sanki Sâdâtlar oraya gidiyormuş, onlar sohbet ediyormuş gibi olur. İnşaallah emri bilmaruf vazifemizi de böylece yapmış oluruz” demişti.
Seyda Hazretleri bilhassa sofilerin cahil kalmasını istemiyordu. “Çünkü ben Menzil’deyken (hizmet döneminde, önceki senelerde) tasavvufi yönden olsun, İslami yönden olsun birçok cahilliklerini, yanlışlarını gördüm” derdi. “Hem onları izale etmek için hem de inşallah bu kitapların gittiği yerlerde irşad olsun, insanların uyanmasına vesile olsun, İslami şuur kazanılsın” diyerek kitap telifine başladı. Sofilerin ilim öğrenmelerini ve eksiklerini tamamlamalarını istiyordu.
Önce Gafletten Uyandırırdı
Seyda Hazretlerinin en çok istifade edilen eseri Kalplerin Şifası Sohbetler serisiydi. Çünkü bu kitaplar doğrudan onun kürsüde verdiği sohbetlerden yazılarak hazırlanıyordu.
Herkesin bildiği gibi, Seyda hazretlerinin sohbette kullandığı üslubu gayet açık ve anlaşılırdı. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin de men ettiği ağdalı konuşmalardan uzak dururdu. Herkese hitap edecek en acil, en lüzumlu mevzulara değinirdi.
Kalplerin Şifası Sohbetler kitabı, gerçekten de kalbin gaflet, cehalet ve dünya sevgisi başta olmak üzere bütün hastalıklarının ilacı gibidir. Gafil ve cahil bir insana ilk gereken, kalbe tesir eden düşündürücü, duygulandırıcı, hikmetli nasihat ve mevizelerdir. Seyda hazretleri de tam olarak böyle yapıyordu. İnsanları uyarıp kendine getiren tesirli bir üslubu vardı.
Sohbetine ekseriyetle Allah-u Zülcelâl’in kitabından ayetler ile başlardı. Allah’ın Kelamı olan ayetleri anlaşılır bir şekilde tefsir ederek tebliğ ve irşadına bereket vesilesi yapardı. Sohbetlerini evliyaların özlü sözleri, menkıbeleri, örnek halleriyle süsleyen Seyda hazretleri, onların gönüllerinden taşan feyiz ve bereketi bu çağın insanına aşılıyordu.
Seyda Hazretlerinin sohbetlerinin temelini oluşturan ana konu İslam’ı sevdirmekti.
“Ben dünyada yaşadığım sürece, daima Allah-u Zülcelâl’in rahmetinden bahsedeceğim.” diye bir sözü vardı.
En büyük özelliği kullara, Allah-u Zülcelal’i sevdirmek için çalışıyor olmasıdır. Allah-u Zülcelal’in sevdiği her şeyini, ibadetini, zikrini, dininin hizmetini sevdiriyordu.
İnsanları uyarırken ümitsizliğe düşürmez, aksine müjdelerle, ümit aşılayarak davet ederdi. Bu üslubuna hayatı boyunca devam etmiştir.
Seyda hazretleri sohbetlerinde zamanımızın sıkıntılarına değinir, tevbe etmemiz gerektiğinin farkına varmamızı sağlardı. Tevbe ettikten sonra da tevbeyi bozmamanın, yeni bir hayata adım atmanın yolunu gösterirdi.
Zahiri günahlardan kaçınan ve salih ameller işleyen müminlere de o amelleri muhafaza edebilmek için kalbi riya, kibir, çekememezlik, cimrilik, kin gibi nefis hastalıklarından nasıl temizleyeceğinin yolunu gösterirdi.
Az Sözle Çok Mana
Malumdur, ahir zamanın ağır şartları içerisinde; en lüzumlu bilgileri kolayca anlaşılır bir şekilde sunmak çok önemli. Seyda hazretlerinin kitaplarını okuyanlar, bir kütüphane dolusu tasavvufi eserin adeta özü, mayası olan en lüzumlu bilgilere kolayca ulaşmış oluyordu. 1400 yıllık dini ve tasavvufi ilimlerin birikimini kolayca anlaşılacak şekilde aktarıyordu.
Bilindiği gibi, günümüzde ortaya atılan kafa karıştırıcı sorular ve bozuk fikirler, doğrudan imanımızı hedef almaktadır. Bu zamanda doğru yolu öğrenmek çok mühimdir. Kurtuluş̧ çaremiz, bu Hak dini, zamanımıza kadar muhafaza etmiş̧ olan alimlere uymaktır. Seydamızın kitapları itikadımızı düzeltmek ve amellerimizi sağlam bilgilere göre yerine getirmek için bilmemiz gereken bilgileri hazır olarak istifademize sunmuştur. Bu kitapların hazırlanmasında çok titiz davranmıştır.
Allah-u Zülcelâl her devirde gönderdiği alimlerle dinini muhafaza ettiği gibi bu çağda da kuvvetli imana sahip, üstün feraset ve basiretli alimlerde dinini muhafaza etmiştir. İşte bu alimlerden birisi de son devrin İslam alimi ve mürşidi kamillerinden olan Seyda Muhammed Konyevî Hazretleriydi.
Ahir zamanın en büyük fitnesi, ilim adına dinin kökünü kazıyanlara da rastlıyoruz. Ya şöhret olmak, ya nefsine uygun gelen bir yol arayan bir güruhu peşine takıp fırkalaşmak arzusuyla yeni bir iddia ile ortaya çıkmak adeta moda haline gelmiş. Dinde yenilik yapmak adına mezhepsizlikten hadis inkarcılığına hatta Kur’ân-ı Kerim’in hükümlerinde reform yapmaya kadar türlü sapık görüşler ilim adına ileri sürülüyor.
Seyda hazretleri hiçbir zaman dünyevi bir makamın, kariyerin, itibarın peşinde olmamış, her zaman insanların kurtuluşuna vesile olmanın derdiyle samimi çaba göstermiştir. İstese ilmi derinliklere dalabileceği halde insanlara asıl en lazım olan hususları öğretip hatırlatmaya önem vermiştir.
Seyda hazretlerine bazen şöyle soru sorulurdu: “Seydam hangisinin üzerinde durmak lazım. İlim okumanın mı, (evrad ezkar ve nafile namazlar gibi) ibadetlerin mi yoksa hizmetin üzerinde mi, hangisi üzerinde yoğunlaşmak lazım?” Derdi ki,
“Hepsinin menfaati ayrı ayrıdır, hepsinden biraz biraz yapın! Hani, (farklı vitaminlerden oluştukları için) nasıl her yiyeceğin insanın vücuduna, farklı farklı menfaati oluyor ve insanın sağlıklı olabilmesi için hepsinden faydalanması lazımdır. İşte her bir amelin de ibadetinde zikrin de hizmetin de ilim okumanın da aynı şekilde insanın manevi bünyesine öyle farklı farklı menfaati oluyor. İnsanın manevi sıhhati için de her birinden ayrı ayrı faydalanması lazımdır. Her birinden biraz biraz yapın! Ben böyle yapıyorum siz de öyle yapın” derdi Seyda Hazretleri…
Seyda hazretlerinin eserlerinin konuları da bu anlayış içinde hazırlanmıştı. Bu devirde dinini yaşamak isteyen Müslümana lazım olan her bir konu hakkında kitapları vardı. Kitaplarının birçoğu, hemen amel etmek için hazır bilgi ve usulleri sunuyordu. Adab kitabıyla, Evrad ve dua kitaplarıyla ihtiyaç duyulan bilgi ve usulü bir araya getiriyordu.
Tasavvuf ile Şeriat Ayrı Değildir
Seyda Hazretleri daima ilmi eserlerin hazırlanması ile ilgilenen katiplere şunu söylerdi:
“Biz Kitabımız Kur’an’a, hadislere yani nebevi sünnete ve alimlerinin sözlerine göre hareket edeceğiz. Ben hep öyle yaptım, hiç yanılmadım. Bundan sonra da böyle yapacağız!”
Seyda hazretlerine göre tasavvuf, Kur’an ve Sünnetten ayrı bir ekol, ayrı bir anlayış değildi. Bizzat Kur’an ve Sünneti zahiri olarak yaşadığımız gibi kalben de yaşama işi olarak açıklıyordu tasavvufu.
Namazımızı nasıl zahiri olarak kılıyor, namaz esnasında gözümüzle sağa sola bakmıyorsak; kalben de huzurlu olarak kılacak, gönlümüzden başka şeyler geçirmeyecek, kalbimizle de ihsan (İhsan Allah’ı görür gibi ibadet etmendir; çünkü sen O’nu görmesen de O seni görmektedir) şuuru içerisinde olacağız. İşte Seyda hazretlerinin öğrettiği tasavvuf buydu; kalben İslam’ı yaşamak.
Seyda Muhammed Konyevi Hazretlerinin meşrebi bilindiği gibi, Nakşibendilikti. İster Mektubat’ta olsun ister yolumuzun büyüklerinin kaleme almış olduğu diğer eserlerde olsun bu yoldaki en ehemmiyetli mesele istikamet olduğu için Seyda hazretlerinin de gayreti istikamet üzere olmaktı.
Tasavvufun bizzat Kur’an ve sünnetin tatbikinden başka bir şey olmadığını söyleyen Seyda Hazretleri kendisi de “Kuran ve sünneti bizzat hayatında 24 saat yaşayan bir insan var mı?” sorusunun yaşayan bir cevabıydı. O amellerinden ahlakına muamelattan hizmetlerine kadar bütün hal ve hareketlerinde Kur’an ve Sünnete uygun bir hayat yaşayarak bizzat yaşantısıyla örnek olan bir şahsiyetti.
Seyda hazretleri kendisini sevenlere de aynı şekilde davranmalarını tavsiye ederdi. Seyda hazretlerine göre hizmet yolunda yapılacak ilk iş, insanın kendini ıslah etmesidir. İnsanın önce en büyük düşmanını yani nefsini ıslah etmesi lazım; çünkü nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez ve başkasına menfaatli de olamaz, diye nasihat ederdi.
Kalbe Tesir Eden Samimiyet
Bilindiği gibi, günümüz modern toplumunda ilmî telif ve tercüme eserler çoğalıyor, makaleler yazılıyor, sempozyumlar düzenleniyor ama bunlar insanların kalbine tesir etmiyor. Herkes her şeyi biliyor ama kuru lafla kalplerde yumuşaklık, gözlerde yaş husule gelmiyor. Ameller işlenmiyor veya huşu ve haşyetten nasipsiz, ruhu alınmış bir ceset gibi işleyene faydası dokunmuyor.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin, “Faydasız ilimden Allah’a sığınırım.” (Tirmizî, Daavât, 68)” hadis-i şerifinde Allah’a sığındığı durumu müşahede ediyoruz.
Seyda hazretlerinin samimiyeti, onun sohbetlerini dinleyenlere sirayet ederdi. Seyda Hazretleri gibi kâmil mürşidlerin manevi halkasına dahil olan insanda, İslam’ın emirlerini yapma ve yaşamada olsun, günahlardan kaçınmak hususunda olsun olağanüstü bir gayret ve muhabbet hasıl oluyordu.
Feyiz ve Muhabbet Kaynağı
Seyda hazretleri İslam’ı sözüyle anlatıp haliyle örnek olmasının yanında muhabbeti ve feyziyle de kalpleri nurlandırıyordu. Böyle manevi bir tesiri ancak yaşayanlar bilir, yaşamayana anlatmak zordur.
Seyyid Muhammed Raşit hazretlerinin manevi tesir hakkındaki meşhur benzetmesi şöyledir:
“Elektrik geliyor, ampul yanıyor! Siz görüyor musunuz, elektrik nasıl geliyor? Görmüyorsunuz, aynen öyle; bir mürşidin, Allah dostlarının nazarları, onlarla birkaç dakika bile olsa bir araya gelmek ya da bir arada bulunmak sonrasında, insanda böyle bir çekim oluyor; ateşe koşan kelebekler gibi manevi bir çekilme oluyor ve salih amellere yöneliyor insanlar. Kalbi hastalıkları da tedavi oluyor, gönüllerde bir anda şifa buluyor.”
İşte Allah dostu Mürşid-i kamillerin diğer alimlerden farkı da burada. Onlar Allah-u Zülcelâl’e kulluğu sevdiren, özendiren, muhabbetini aşılayan, örnek olan, düşenin elinden tutup kaldıran, tekrar tekrar çağıran, davetçilerdir.
Ahmed Öz Ağabey onun hakkında şöyle demiştir:
“Onu gören kimsenin gönlü ona mail olurdu. Her sözü, her hareketi yanında bulunan kimselerin kalplerinde ‘Allah korkusu ve Allah sevgisi’ hâsıl ederdi. Başka şeylerden soğurdu. Sanki ölü kalpleri (Allah’ın izniyle) diriltir, kalplerdeki pası temizlerdi. Onun yanında duranın günah işleme arzusu yok olmaya başlar. Onun yanında Allah-u Zülcelâl hazretlerinden, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemden ve Sâdât’tan başka bir konu bulamazdınız.
Derin ilmi ve engin ahlâk-ı hamidesi, onu diğer insanların içinde, menekşe bahçesinde açmış kırmızı bir gül gibi belirgin yapardı.
Seyda Muhammed Raşid kuddise sırruh Hazretlerine fıkhi bir soru sorsanız, ona yönlendirirdi. Onun yanına gittiğinizde, ondaki tevazunun karşısında, âdeta tevazuyu keşfederdiniz.
“Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen vardır,” mealindeki âyet-i kerime mucibince ilimleri ile büyüklenmezlerdi.
“Dikkat ederseniz ilmi ile mağrur olanlar, ilimleri az olanlardır.” Az bir şey öğrenince her şeyi öğrendiklerini zannederler. Hem alim hem ilmiyle amil olan Allah Dostları, ilmin sınırsızlığını ve sonuna ulaşmaktan aciz olduklarını bildiklerinden, tevazudan ayrılmazlar. Zaten âlim, bilmediklerinin bildiklerinden çok olduğunu bilen zattır.”
Vakıf Hizmetleri
Seyda Hazretlerinin davası İslam’a ve insanlığa hizmetti. Bütün hayatını da malıyla, canıyla bu dava üzerine kurmuştu. Seyda hazretlerinin ardında bıraktığı Kevser Vakfının da asıl hizmet noktası insanların kurtuluşuna vesile olmaktır.
Vakıf başkanlığı görevini sürdüren Ferhat Çalışye Ağabey, Seyda kuddise sırruh hazretlerinin hizmet anlayışını şöyle anlatmıştır:
“Seyda Hazretleri hiçbir zaman müslümanlar arasında fark gözetmezdi. Hangi günah bataklığından gelirse gelsin kendisine gelen insanı bir evlat gibi kabul ederdi. İnsanların hatasını örtmek, kötülüğe iyilikle karşılık vermek onun en göze çarpan ahlaki vasıflarıydı.
Seyda hazretleri daima “Bu gariplere, madde bağımlısı, toplumdan dışlanmış arkadaşlara el uzattığınızda, medrese açmak, alim yetiştirmek gibi sevap kazanacaksınız,” derdi.
“Bazı hizmet teşekkülleri, başka vakıf ve dernekler yurt, dershane vesaire açıyor olabilir oradan ticaret de yaparak başka hizmetlere kaynak da oluşturabilirler. Siz bu çocuklara sahip çıkın, belki para yoktur ama bu hizmetle siz kazançlı çıkarsınız” diyordu. “Onları dergâha getirin. Siz camideki insanları veya başka bir camiaya mensup insanları değil o düşmüşleri dergâha getirin” buyuruyordu.
“Siz birahanelerdeki, meyhanelerdeki, kahvehaneler kumar oynanan yerlerdeki, sokaklardaki insanları ıslaha çalışın.” diyordu.
Vakfımız yüzlerce dezavantajlı gence tedavi ve manevi rehabilitasyon desteği ve iş istihdamı yapmaktadır. Seminerler, paneller, bağımlı kardeşlerin tedavi süreçlerini yürütme gibi faaliyetleri var. Medreselere Kur’an kurslarına zaten müspet insanlar geliyor. Vakıf olarak madde bağımlısı olmuş, toplumdan dışlanmış insanlarımızın yanında yetim öksüz çocukların kazanımı projelerine de ağırlık verildi.
Kevser Eğitim Vakfı yurt içinde ve yurt dışında milli ve manevi değerlerine bağlı eğitim, kültür, sosyal yardımlaşma ve dayanışma hizmetleri yürütmektedir.
Manevi değerler, manevi hizmetler, medreseler, Kur’an kursları, ilim erbabı insanlar yetiştirmek… Bunlarla birlikte irşad ve tebliğ hizmetleri… Ama hepsinde ana gaye insan kurtarmak. Bu yapılan hizmetlerde temel prensip ne kadar kazanabiliriz değil, kaç kişi kazanabiliriz? Bunun için vakfımız gençlere yönelik kültür gezileri, gençlik kampları ve aktiviteler de yapmaktadır.
Kuruluşundan bu yana ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşan Kevser Vakfı yurtiçi ve yurtdışında binlerce aileye eğitim, gıda, sağlık, erzak, kırtasiye, kıyafet ayni ve nakdi yardımlarda bulunmaktadır. Yüzlerce öğrenciye burs yardımı yapılmıştır.
Afrika’nın farklı ülkelerine su kuyuları açılması da yapılan hizmetlerden bir diğeridir. Nerede bir afet ve sıkıntı olsa oraya koşan, yardım kampanyalarına destek olan Kevser Vakfı Batı Afrika Gana bölgesinde Seyda Muhammed Konyevi Hazretleri adına yapılan su kuyusunu hizmete açarak susuzluk çeken Müslüman kardeşlerimizin istifadesine sundu.
Manevi Mirasına Sahip Çıkacağız
Seyda Muhammed Konyevî kuddise sırruh ömrünün büyük bir kısmında bir ayağını pergel gibi Konya’ya koyup diğer ayağı olan irşadı ve manevi tesiriyle bütün Ümmet-i Muhammed’i dolaşıyordu.
Sözüyle, haliyle, irşadıyla, üslubuyla Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin sünnetini hayata aksettiren ve Allah’a kulluğu hatırlatan Konyevî Hazretleri, ardından nurlu bir iz bırakarak ebediyete intikal etti.
Elbette yolumuzu aydınlatan büyüğümüzün aramızdan ayrılması çok acıydı. Ateş düştüğü yeri yakar derler. Ayrılık acısı bütün gönül ve yol arkadaşımız olan sofi kardeşlerimizin yüreğine kor ateş gibi düştü.
Bu acı karşısında tek tesellimiz, kendisi bize ve fani aleme veda etse de arkasından bu yolu aynı titizlikle devam ettirecek olan bir evlat ve halef yetiştirmiş olmasıdır.
Şimdi bize düşen onun bıraktığı yerden manevi mirasına sahip çıkmaktır. Onun evladı ve Halifesi Seyda Feyzullah Konyevî hazretleri de aynı şekilde ilim ve irşad hizmetlerine devam etmektedir.
Allah-u Zülcelâl Seydamızın nurlu yolunu, açtığı hayır kuruluşlarımızı, Onun feyzi ve duası hürmetine ihlasla bu hizmetleri sürdürmeyi nasip eylesin. Ahirette de onun şefaatine nail eylesin.

REKLAM ALANI
REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ