Sünnet olmanın faydaları

  • 04 Temmuz 2018
  • 1.062 kez görüntülendi.
Sünnet olmanın faydaları
REKLAM ALANI

Sünnet, dünya üzerinde en sık uygulanan ve giderek yaygınlaşan cerrahi bir işlemdir. Asırlardan beri inancımız ve geleneklerimiz gereği sürüp gider. Yani geçmişimizi geleceğimize bağlamakta, adeta kimliğimizi devam ettirmektedir.

 

Son yıllarda, İslâm’ı doğrudan hedef alamayan bazı kişiler, erkeklerin sünnetli olduğu ülkemizde, sünnet aleyhine yayın yapmaya başladılar. Böylelikle insanımızı birleştiren önemli bir İslâmî geleneğe darbe vurmak istiyorlar. Çünkü sünnet olmak, günümüze kadar İslâm’ın bir şiarı ve alameti olarak, milletimizi kaynaştıran bir gelenek olmaya devam etmektedir. Üstelik sünnet, sayısız faydası olan bir ameliyattır.

REKLAM ALANI

 

Sünnet, erkek üreme organının (penis) uç kısmını saran (tıpta prepisyum adı verilen) sarkık sünnet derisinin yaklaşık dörtte üçünün, cerrahi yolla kesilerek alınması ve uç kısmının açığa çıkarılması işlemidir.

 

İslam’da sünnet
ameliyatı

Peygamberimiz, bir rivayete göre sünnetli doğmuş; bir rivayete göre de sekiz günlükken, dedesi Abdülmuttalib tarafından sünnet edilmiştir.

 

Kur’an-ı Kerim’de sünnet ile ilgili doğrudan bir bilgi olmamakla beraber, Hz. İbrahim’in dinine uymamız emredildiğinden, sünnet, Müslüman erkeklere zorunlu kılınmış olmaktadır.

 

“Şimdi Ey Muhammed! Sana, doğruya yönelen, puta tapanlardan olmayan İbrahim’in dinine uy diye vahy ettik.” (Nahl, 16/23.)

 

Ayrıca, Sünnet (hıtan), Müslümanlığın alameti (simgesi) olarak kabul edilmiştir.

 

İslâm’ın yayıldığı yıllarda, doğumun ardından, yedinci, sekizinci veya on üçüncü günlerde yapılırdı. Hz. Muhammed (sav)’in torunları olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (radıyallahu anhum) yedi günlükken sünnet edilmiştir. Ancak, daha sonra Yahudilerin âdetine benzemesin diye, sünnet daha ileri yaşlarda yapılmaya başlanmıştır. Çünkü Yahudiler, sünneti doğumdan hemen sonra yapmaktadırlar.

 

Atası Hz. İbrahim’in bu güzel geleneğini Hz. Peygamber de devam ettirmiş ve çeşitli hadislerinde ümmetine ısrarla tavsiye etmiştir:

“Beş şey İslâm fıtratındandır:

  1. Sünnet olmak,
  2. Kasık kıllarını temizlemek,
  3. Koltuk altı kıllarını temizlemek,
  4. Bıyığı kısaltmak,
  5. Tırnakları kesmek.”

 

“Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir:

  1. Sünnet olmak,
  2. Misvak kullanmak,
  3. Güzel koku sürünmek,
  4. Evlenmek.”

 

Başka bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır; “Sünnet yedi yaşına girince müstehap, on yaşında vaciptir.”

 

Niçin sünneti
tercih ediyorlar?

Bir internet araştırması, ABD ve Avrupa ülkelerinde ebeveynlerin oğullarını, üstelik dinî gereklilik de olmadan sünnet ettirmeyi tercih ettiklerini ortaya koymaktadır.

 

Lehte ve aleyhte bütün iddialar okunduktan ve mevcut pek çok web sitesindeki bütün kanıt ve bilgilere bakıldıktan sonra, 11,644 ebeveyn üzerinde yapılan bir araştırmanın sonuçları şöyledir.

 

Bebeklerini sünnet ettirecek ebeveynler % 72

Bebeklerini sünnet ettirmeyecek ebeveynler % 27

Kararsızlar % 1

 

Bunlardan…

Baba SÜNNETLİ % 51

Baba SÜNNETSİZ % 48

 

Kendileri sünnetsiz olan babaların önemli bir kısmının yeni doğan oğullarını sünnet ettirmeyi planlıyor olmaları kayda değerdir. Bebeklik döneminde sünnet olanları bu kadar yüksek olmaya devam ediyorsa, yetişkin erkek sünnet oranı da yüksek kalmaya devam edecektir, çünkü pek çok erkek ve çocuk, hayatlarının ileriki yıllarında sünneti tercih etmekte veya ihtiyaç duymaktadır.

 

Sünnetsiz olmalarına rağmen çocuğunu sünnet ettirmeyi düşünen babaların çokluğu, gelecekte sünnetin daha da yaygınlaşacağını göstermektedir.

 

Sünnet hijyen için gereklidir

 

Sabun ve suyun penis hijyeni (temizliği) için yeterli olduğunu ve sünnetin gerekçesiz olduğunu savunanlar, pek çok erkeğin tuvaletlerinin bu kısmının sorunlarını unuttuğunu ya da ihmal ettiğini görmezden gelmektedir. Zira sünnetsiz çocuklar için ebeveynler, oğullarına bu işi kendi başına yapabilecek yaşa gelene kadar, banyodayken “prepisyum”u nasıl geriye çekmesi gerektiğini göstermelidir.

 

Mahrem yerleriyle ilgilenmesi konusundaki korku, cehalet ya da utançtan dolayı ebeveynler, çoğunlukla çocuğa bunu öğretemez ve daha sonra da vücudunun bu kısmını temiz tutup tutmadığını kontrol etmezler.

 

Hâlbuki sünnet, penisi daimi temiz kılar ve erken bir yaşta çocuğun penisine gereksiz yere dikkatini çekebilecek olan yıkama ve teftiş gereğini ortadan kaldırır. Görmüş olduğumuz gibi hijyen probleminin fiziksel ya da zihinsel engelin sonucu olduğu durumlarda, sünnet sadece isteğe bağlı değil, son derece istenir hale gelir.

 

İdrar yolları iltihabını önler

 

Günümüzde, mikrobik hastalıklar yani enfeksiyonlar (iltihap), tıbbın en başta gelen problemlerindendir.

 

Bu rahatsızlıklar, birçok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkarlar. Bu faktörlerin birincisi, vücut direncinin düşmesidir. Böyle olunca, hastalık etkeni mikroorganizmalar en zayıf sisteme oturmakta, hastalıklara yol açmaktadırlar.

 

Vücudumuzun her sisteminde enfeksiyon olabilirse de en çok rastlanılanı “üriner sistem” (idrar yolları) enfeksiyonlarıdır. Genellikle ateş, kırgınlık hali ve lökosit artışı ile kendini gösteren enfeksiyon hali, kalıcı bozukluklara da sebep olabilmektedir.

 

İdrar yolları iltihabına, erkeklerde daha fazla rastlanmaktadır. Sünnet hakkında yayın yapan Tulara Tıp Fakültesi’nden James Roberts bir makalesinde: “Sünnet, sünnet derisindeki bakteri kümelerini önler” demektedir. (*)

 

Sünnet sırasında alınan deri parçası, hastalığın sebebi olan mikroorganizmaların yerleşip çoğalmaları ve koloni meydana getirebilmeleri için en uygun ortamdır. Hal böyle olunca, sünnetsizlerde idrar yolu iltihabı sık sık kişiyi rahatsız edecektir.  Giderek iltihabın idrar torbası ve böbreklere doğru yayılabileceği için böbrek taşlarından tutun da böbrek iltihabına kadar pek çok hastalığa dönüşebilecektir.

 

Kanser riskini ortadan kaldırıyor

 

Sünnetsiz kişilerde sünnet derisi ile kamış (penis) başı arasında “smegma” adı verilen bir salgı birikir. Bu birikimin mikropla karışmasıyla çok acı veren iltihaplanmalara yol açabilmektedir.

 

Sünnet olmuş erkeklerde, penis kanserine neredeyse hiç rastlanılmamaktadır.

 

AIDS’e karşı sünnet

 

Son araştırmalar, sünnet olmanın heteroseksüel (normal tercihli) erkekleri, çağımızın tehlikeli ve yaygın hastalığı HIV enfeksiyonuna karşı da koruduğunu gösteriyor.

 

“British Medicel Journal” adlı İngiliz Tıp Dergisi’nde yer alan bir araştırma raporuna göre, sünnetsiz olan bir erkeğin AIDS’e yakalanma ihtimali, sünnet olmuş bir erkeğe oranla 8 kat daha yüksektir. Melbourne Üniversitesinden AIDS uzmanı Prof. Dr. Robert Short, sünnetin HIV’e karşı alınacak tedbirlerin başında geldiğini söylüyor.

 

AIDS’e yakalanmış 25 milyon erkeğin % 7’si, virüsü heteroseksüel (karşı cinsle) ilişkiden aldığı gösterilmiştir. Prof. Short’a göre, sünnetin faydası, sünnet derisinin iç kısımlarında HIV enfeksiyonuna daha yatkın hücrelerin bulunmasından kaynaklanıyor. Sünnetli erkeklerde penis ucu yara dokusu ile kaplıdır. Prof. Short: “Bu yara dokusu HIV enfeksiyonuna karşı koruyucu bir bariyer oluşturuyor” demektedir. Ancak sünnet, anal (anüsten ters) ilişki yoluyla bulaşan virüse karşı koruyucu olamıyor.

 

Birleşmiş Milletler bünyesindeki Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, bu hastalığın çok yoğun olduğu Afrika’da, sistematik bir şekilde sünnetin yaygınlaştırılması halinde, gelecek 20 yıl içinde 6 milyon çocuk HIV ve AIDS’e yakalanmaktan kurtulacaktır. WHO ekibi, Afrika’da yaptığı araştırmada, sünnet olanların 18 aydan sonra HIV virüsüne yakalanma risklerinin, sünnetsizlere oranla önemli ölçüde azaldığı belirlendi.

 

Fransız bilim adamlarının, 2002–2005 yılları arasında Güney Afrika’daki heteroseksüeller arasında yaptığı araştırmada, sünnet olma ile kadınların erkeklerden HIV virüsü kapma oranının % 65 azaldığı tespit edildi. Yani, sünnetli erkeklerin eşleri AIDS’ten korunmaktaydı.

 

Bu sonuçları değerlendiren Uluslararası AIDS Derneği, sünnetin AIDS önleme programları için önemli bir araç olabileceğini açıkladı.

 

“Toprak balaniti” hastalığından da koruyor

 

Sünnetin bir yararı da İkinci Dünya Harbi’nde, Kuzey Afrika’da ve son olarak Körfez Savaşı’nda savaşan askerlerde görüldü.

 

Çöllerde kum fırtınalarının savrulmasıyla sünnet derisinde biriken kum taneciklerinin “toprak balaniti”ne yol açtığı gösterildi. Sünnet olanlarda bu birikinti oluşmadığından “balanit” ortaya çıkmıyordu.

 

Sünnetin benzer bir koruyucu etkisi de Kuzey Kutbu’nda görevli İngiliz askerlerinde gözlenmiştir. Buralardaki soğuk iklim şartları, sünnet derisinde biriken salgının donmasına yol açabildiğinden, sünnetli erkekler bu rahatsızlıktan (Arctic Willy) korunmaktadırlar.

 

Rahim kanserine karşı koruma

 

Sünnetin saydığımız faydalarına ilâveten, yeni bir avantajı daha kanıtlandı. Dünyaca ünlü İngiliz Tıp Dergisi “New England Journal of Medicine”ın Nisan 2002 sayısında açıkladığı ve yirmiye yakın doktorun iştirakiyle hazırlanmış araştırma raporuna göre; kişiye birçok fayda verdiği zaten bilinen sünnet, sünnetli erkeğin hanımı için de birçok kritik hastalığa karşı korunma sağlamaktadır.

 

Dergide yer alan araştırma raporuna göre, rahim kanseri vakalarının yüzde 99’undan sorumlu tutulan “papilloma virüs”, sünnetli erkeklerde daha az görülmektedir. Çünkü sünnetsizlerin sünnet derisinin iç kısmına virüs daha kolay yerleşmekte ve buradaki “smegma” denilen sıvıya bulaşarak bu kısmı zedelemekte, eşe kolayca aktarılmaktadır.

 

Sünnetin diğer yararları

 

Sünnet, cinsel yolla bulaşan hastalıkları önlemez, fakat sünnetli ya da üstderileri doğuştan kısa olan erkeklerin bu hastalıklara yakalanma riski, uzun üstderili olanlara göre azdır. Korunma, glansın sertleşmesinden ve bakteri üremesine uygun olmayan kuru şartlardan kaynaklanır.

 

Sünnet, gonore ve sifilisin (frengi) görülme sıklığını azaltamaz ama cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklardan “genital herpes” ve genital siğillerin tedavisi için sünnet gerekli olabilir. “Herpes simpleks” virüsü için etkin bir tedavi yoktur ve bu virüs serviks kanserinde rol oynadığı doğrulandıysa, o zaman, rasgele cinsel ilişki kurmanın artması karşısında önleyici bir tedbir olarak doğumda sünnet savunulabilir. AIDS bulaştırma riski sünnetsiz erkeklere göre daha düşüktür. (Bu durum sünnetli glansın kuruyarak sertleşmesi ve frenulumun yırtılma riskinin azalmasından kaynaklanmaktadır).

 

Ayrıca sünnetli bebeklerin spesifik olmayan üretritise (üretra, yani idrar yolu enfeksiyonu) yakalanma riskinin daha düşük olduğunu göstermiştir.

 

(*) The Journal of Urology; V. 135, No. 5, 1986.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ