www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Bize Ulaşın
Sık Kullanılanlara Ekle
AYLIK İLİM FİKİR VE KÜLTÜR DERGİSİ     
09 Eylül 2010 Perşembe
EDİTOR'DEN
KAPAK KONULARI
RÖPORTAJ
SOHBET
ARAŞTIRMA
YORUM - MAKALE
 
Gülistan Dergisi  »  İslami Bilgiler  »  Güncel Fetvalar
YALNIZ KUR’AN İLE AMEL EDİLEBİLİR Mİ?
 
 
Peygamber Efendimiz (sav)in Sünnet'ini terk edip yalnız Kur'an ile amel etmek isteyenler var, bu konuda ne dersiniz?

Bazı insanları görüyoruz ki, yalnız Kur'an-ı Kerimin getirdiği İlâhî hükümleri kabul edip, dinin diğer temel kaynakları olan sünnet, icma ve kıyas'ı reddediyorlar. Maksatları ise, halkın itikadını bozmak ve saptırmaktan ibarettir. Bunlar, Kur'an'ı tek mezhep kabul edip, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)in sünnetini ve İslâm'ın diğer delillerini hafife alırken, işlerine gelen hadisleri kabul edip, gelmeyenleri reddederler.

Bu görüş sahipleri, şuurlu müslümanları aldatamadıkları gibi takdir de göremezler. Malumdur ki, müslümanlar Kur'an-ı Kerim'de nazil olan İlâhî hükümlere inanıp onlara uymaya mecbur oldukları gibi, hadislerle buyrulan dinî hükümleri de kabul etmeye mecburdurlar.

Bu görüşte olanlar; asırlardan beri tefsir, hadis, fıkıh ve diğer sahalarda yazılmış olan bütün ilim ve fikir ehlinin takdirini kazanan çok kıymetli eserleri hiç dikkate almazlar. Evet, Kur'an-ı Kerim'in gölgesine sığınarak, yanlış yönlendirmede bulunan bir kimse, hiç olmazsa şunu bilmelidir ki, bir müslüman ne kadar bilgisiz de olsa Kur'an'ı Kerim'in Allah kelamı olduğuna katiyyen şüphe ve tereddütü olmadığı gibi sünnet-i seniyyenin de İslâm'ın ikinci bir delili ve dayanak noktası olduğunu kesin olarak bilir ve öyle de inanır.

Şu halde; "İslâm dininin esası yalnız Kur'an'dır, biz yalnız onda olan hükümler ile amel ederiz, onun haram dediğine haram, helal dediğine helal deriz." diyerek sünneti dikkate almamak, ona kıymet vermemek, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)in değerini ve görevini idrak etmemektir.

Nasıl ona ihtiyacımız olmasın ki! Kur'an'ı tebliğ eden ve en başta tefsir eden O'dur. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır:
"Ey İnsanlar! Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarılırsanız, hiçbir zaman dalalete düşmezsiniz. Onlar; Allah'ın kitabı ve peygamberinin sünnetidir." (İmam Malik)

Ulemanın bir kısmı şöyle demiştir: "Sünnetin getirdiği her hükmün, uzak veya yakın, Kur'an’da aslı vardır. Sünnet, sonuçta Kur'an'a ulaştırır. Onun öz halinde anlattığını açıklar, anlaşılmayan konuları ise açığa kavuşturur."

Bazı alimler; Kur'an ile yetinme fikrine sahip olanların sünnetten ayrılan nasipsiz kişiler olduğunu söyledikten sonra; "Bid'at ehlinden bir çoğu hadisi terk edip Allah'ın kitabını yanlış yorumlayarak hem kendileri sapıttı, hem de başkalarını sapıttırdılar." demişlerdir.

Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) hakkında şöyle buyurmuştur: "O kendiliğinden konuşmamaktadır." (Necm; 3)

Allah-u Zülcelal başka bir ayet-i kerimede ise şöyle buyurmuştur:
"Resulüm size neyi verdiyse (ve emrettiyse) onu alıp yapın, neden nehyetti ise (yasakladıysa) ondan da sakının." (Haşr; 7)

Bazı müfessirler bu ayet-i kerimeyi şöyle tefsir etmişlerdir:
"Peygamber size her ne verdiyse onu alın, almayın dediğini almayın, yapmayın dediğini yapmayın ve Allah'tan korkun da Allah'ın ve Peygamberin emirlerine karşı gelmekten ve birbirinizin hakkını yemekten, hıyanet eylemekten sakının..."

Şu hale göre; Kur'an ve Sünnet’ten birini ihmal etmek, İslâm dinini anlamamaktan doğan bir hastalıktır ve bir dalalettir. Mesela Kur'an-ı Kerim namaz kılmayı emretmiştir. Fakat namazın nasıl kılınacağı sünnette geçmektedir. Demek ki mecburen namaz, hem Kur'an’dan hem de sünnetten öğrenilir.

Kaynak: Seyda Muhammed Konyevi (ks), Asrımız Meselelerine Fetvalar (3. Baskı), Reyhani Yayınlar.ı

Kavlî (Sözlü) Sünnet

Sünnet, Allah Resûlü'nün (sav) mübarek sözleridir; yani sünnetin bir
bölümünü O'nun nurlu sözleri teşkil eder ki, bunlar, Kur'ân'da yer almayan,
fakat bütün fukahâca fıkıh kitaplarına alınıp, pek çok hükme esas kabul
edilen O'na ait beyanlardır.

Fiilî (Uygulamalı) Sünnet

Resûl-i Ekrem'in (sav) tavır ve davranışlarıyla ortaya koyduğu
Sünnet’tir ki, bunlarla konulan hükümler, Kur'ân'da açıkça zikredilmemiştir.
Meselâ; Kur'ân-ı Kerim'de namaz emredilmiş olduğu ve bazı yerlerinde "rükû
edin, secde edin" gibi emirler bulunduğu; hattâ umumi bazı vakitler
zikredildiği hâlde, kesin olarak hangi vakitlerde ve kaç defa namaz
kılınacağı, namazın nasıl eda edileceği, onun farzları, vacipleri ve nelerin
namazı bozduğu açıklanmamıştır.

Bütün bu hususlarda, sünneti nazara veren Efendimiz (sav): "Beni, nasıl namaz kılıyor görüyorsanız, siz de öyle kılın." (Buharî, Ezan, 18) buyurarak, sünnetin husûsî teşrî'ine işaret etmişlerdir.

Yine, Hacc’a ait uygulamalar konusunda Efendimiz, "Haccın menasikini benden alın." (Müslim, Hacc, 154) buyurmuşlardır. Yani, sünnet olmasaydı, nasıl, ne zaman, kaç vakit, kaç rekât namaz kılacağımızı ve nasıl haccedeceğimizi bilemeyecektik.
GÜLİSTAN ARAŞTIRMA SERVİSİ
 Geri Dön
Bu yazı şimdiye kadar 1301 defa okundu
 
 Yorumlar (0)
 

www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Künyemiz
Abonelik
Mail Listesi
Bize Ulaşın
Arşiv
Ziyaretçi Defteri
SON EKLENENLER

www.gulistandergisi.com