www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Bize Ulaşın
Sık Kullanılanlara Ekle
AYLIK İLİM FİKİR VE KÜLTÜR DERGİSİ     
23 Ağustos 2014 Cumartesi
EDİTOR'DEN
KAPAK KONULARI
RÖPORTAJ
SOHBET
ARAŞTIRMA
YORUM - MAKALE
 
Gülistan Dergisi  »  Altın Sayfalar  »  Hz. Peygamber
O’NU EN GÜZEL ANLATAN İKİ ŞAİR -SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM-
 121. Sayı
 Ocak 2011
 
Dünden bugüne, kâinatın gözbebeği Sevgili Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellemi yâd eden, yüz binlerce cilt kitap kaleme alınmasına rağmen, bütün bu tavsifler, bu medihler ve senalar, yine de tam anlamıyla O’nu izah edememiştir.

Şüphesiz övgülerin en güzeli Allah’a aittir ve Kur’an’da geçen senalardır ki Cenab-ı Hak, Habib-i Ekrem’ini “rahmeten lil âlemin” (alemlere rahmet olarak) gibi takdirlerle, kerratla kutsal kitabımızda hayırla övmüştür.

Yalnız, insanlar arasında, “Acaba yeryüzünde, Efendimiz aleyhissalatu vesselamı anlatan en güzel söz hangisidir?” diye edipler arasında münazara konusu olmuştur. Bazıları Kaside-i Bürde’de geçen bir beyti en güzel kabul eder ki 160 beyitten müteşekkil bu kasidenin sahibi İmam-ı Busîrî’dir. Bir kısım zevat da Ömer İbn-i Fârid’in bir beyitini zirve kabul etmektedir.

İmam-ı Busîri kimdir?

1215’te, Mısır’ın Busayr şehrinde doğup 1295’te, yine Mısır’da vefat eden İmam-ı Busîri, hususen “Kaside-i Bürde” adındaki şiiri ile nam kazanmıştır.

Âlem-i İslam’da “Sultan-uş Şuara” (Şairler Sultanı) olarak bilinir. Bu zat, bir gün felç olur ve sol tarafı tutmaz hale gelir. Hangi tabibe gitse hangi ilacı istimal etse bir türlü şifa nasip olmaz. Bu halde iken Efendimize duyduğu halisane bir aşkla bir kaside yazar. Naat’ını bitirip kalemi bir kenara bırakıp güzel bir iş yapmanın süruru içerisinde uyuyakalır.

Rüyasında Efendimiz aleyhissalatu vesselam gelip bu Naat’ını okumasını ister. İmam bu Naat’ını okurken, Sevgili Resul adeta kendinden geçmiş surette Kur’an tilavet eden hafızlar misali salınır. İmam-ı Busîri, Naat’ın bir yerinde, ne yapar ne eder, devamı aklına gelmez. Efendimiz ise “… şöyle olmalı” dediğinde, İmam, “doğru söylüyorsunuz ya Rasulullah, öyleydi” der. İşte, İmam’ım takıldığı ve Allah Rasulü’nün sallallahu aleyhi vesellem hatırlattığı beyit, yeryüzünde Efendimize yazılmış en güzel beyit kabul edilmektedir ki o meşhur beyit şudur:

Femebleğ-ul ilmi fîhi ennehu beşer
Ve ennehu hayru halkıllâhi kullihim

(İlmin müntehası, ezelden ebede âlimlerin konuşarak vardıkları son karar, kâinatın fahri, varlığının gözbebeği, Allah’ın Habibi, yaratılmışların en hayırlısı Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem bir feriştah (melek) değil, beşerdir, insandır.)
İmam-ı Busîrî kasidesinin bütününü Efendimize okuduktan sonra, Habib-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem de memnuniyetini ifade için hırkasını kendisine verip İmam’ın vücudunun tutmayan yanlarını mübarek elleriyle mesh eder. Sonra, İmam rüyadan heyecanla uyanır. Hem vücudunun eskisinden daha sağlam hem de rüyasında gördüğü Cenab-ı Resulün kendisine verdiği hırkayı üzerinde görür. Bu naat-ı şerif de böylelikle Kaside-i Bürde (bürde; hırka) ismiyle şöhret bulur yeryüzünde.
Yeni uyanan ve daha bu coşku halini üzerinden atamayan İmamın kapısı çalınır. İmam bakar ki âlim ve fazıl olan yakın bir arkadaşı gelmiştir.

— Ey Busîri, kasideni dinlemek isterim, diye istirham eder. O da;
— Benim kasidelerim çoktur. Hepsini herkes bilir, dedi. O zat;
— Kimsenin bilmediği, bu gece rüyanda Resulullah Efendimize okuduğunu istiyorum, deyince;
— Bunu hiç kimseye söylemedim. Nereden bildin? Der. O zat da, İmam-ı Busîri’nin rüyasını olduğu gibi haber verir.

Ömer İbn-i Fârid (1180–1238)

“Sultân-ul Âşıkîn” ve “Şerefüddîn” lakaplı bir veliyullah. İbn-i Fârid, aslen Suriye'nin Hama şehrindendir. Babası, Suriye’nin Mısır'a yerleşmiş ve devlet kademelerinde, haksızlığa uğrayanların haklarını kazanmalarında yardımcı olduğu için kendisine “Fârid” denmiştir.

 


Ömer İbn-i Fârid, Kahire’nin meşhur ulemasından, hatip, şair ve veli bir zat. İbn-i Fârid'in bir de Dîvan'ı vardır.
Bu zatın Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ile alakalı çok güzel beyitler söylediği ama bütün olarak, yani müstakil bir kaside, naat kaleme almadığı nakledilmektedir. Ki gelen bir rivayetten bu açıkça anlaşılmaktadır.

Rivâyet edilir ki, İbn-i Fârid, vefatından sonra rüyada görülüp niçin divanında (şiir kitabında) Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizi medh etmediği kendisine sorulunca, şu mânâdaki beyti söylemiştir:

“Medh edenler ne kadar çok medh ederlerse etsinler, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz hakkında her medhi eksik görüyorum. Hem Allah-u Teâlâ, O'nu lâyık olduğu şekilde medh etti. Bu medh karşısında, insanların medh etmesinin ne kıymeti olur?” der.

Evet, bir kısım zevat da işte bu Ömer İbn-i Fârid’in, aşağıdaki beyitini Efendimiz için kaleme alınmış en güzel söz diye nitelendirmişler. O beyit de şudur:

Ve alâ tefennuni vâsıhîhi bihusnihi
Yefne-z zamânu ve fîhi mâlem yûsafu


(Kalemleri, kılıçları kıran şair ve edipler, durmadan O’nun (sav) güzelliğinden, yüksek ahlakından, edebinden bahsetselerdi; Zaman biterdi de O’nun (sav) vasfından söylenmeyen şeyler kalırdı.)

Evet, aradan yüzyıllar geçmiş… Ve biz bu zatları naatlarıyla, kasideleriyle bilip hayırla yâd ediyoruz. Öyle ise şöyle denilebilir ki bu zatları meşhur eden, yine Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemdir. Yani onlar sözleriyle, medh-ü senalarıyla büyük peygamberi yüceltmiş olmuyorlar. Belki peygamberimizden (sav) bahsetmekle, O’nu anlatıp övmekle, kendilerini yüceltmiş oluyorlar ve sözlerine bir kıymet, bir değer katmış oluyorlar.
Allah bizi sevgili habibine, insanların ve cinlerin peygamberi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi veselleme ümmet ve şefaatine nail kılsın inşâallah. (Âmin)
ZAFER ŞIK
 Geri Dön
Bu yazı şimdiye kadar 2210 defa okundu
 
 Yorumlar (0)
 

www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Künyemiz
Abonelik
Mail Listesi
Bize Ulaşın
Arşiv
Ziyaretçi Defteri
SON EKLENENLER

www.gulistandergisi.com