www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Bize Ulaşın
Sık Kullanılanlara Ekle
AYLIK İLİM FİKİR VE KÜLTÜR DERGİSİ     
01 Kasım 2014 Cumartesi
EDİTOR'DEN
KAPAK KONULARI
RÖPORTAJ
SOHBET
ARAŞTIRMA
YORUM - MAKALE
 
Gülistan Dergisi  »  Ana Menü  »  Kapak Konuları
DÜRÜSTLÜK VE GÜVENİLİRLİK:İNANAN İNSANIN TEMEL ÖZELLİKLERİ
 103. Sayı
 Temmuz 2009
İslam, insanı, insan-ı kâmil mertebesine çıkarmak için gönderilmiş bir dindir. Bu gayeye ulaşmak için birtakım ahlaki prensipler vaz etmiştir. Bu prensipler evrensel prensiplerdir. Her devirde insanların muhtaç oldukları ilkelerden meydana gelmektedir ki günümüz insanının da bu evrensel ahlaki prensiplere uyması gerekir.
 


O evrensel ahlaki prensiplerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Doğruluk, dürüstlük, güvenilirlik, ahde vefa, nezaket, adalet, hoşgörü ve cömertlik gibi. Burada bu evrensel ahlaki prensiplerden dürüstlük ve güvenilirliğin önemi üzerinde durmak istiyoruz.

Sağlam Ahlakî Karakter; ‘Dürüstlük’

Dürüstlük, sözlüklerde “ahlaki ve etik kaidelere bağlılık, sağlam ahlaki karakter, sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmamak” şeklinde tanımlanmaktadır. Dürüstlük, huzurun ve kendiyle barışık olmanın, kısacası mutluluğun bir gereğidir.

Yüce dinimiz İslam’ın çok değer verdiği temel ahlaki prensiplerden biri dürüstlüktür. Nitekim Yüce Allah; “Ey Muhammed! Sen, beraberindeki tövbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı gitmeyin, doğrusu Allah yaptıklarınızı görür.” (Hud, 11/112) buyurmaktadır.

Ayette, İslam’ın esasını teşkil eden iki ilke yer almaktadır: ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru yaşamak ve haddi aşmamak’, yani Allah’ın belirlediği sınırların dışına çıkmamak. Yüce Allah, bu ayette, müminlerle birlikle Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e, Allah’ın çizdiği ilkeler ve hudutlar dâhilinde dosdoğru olmasını, bu ilke ve hudutlardan yan çizip haddi aşmamasını emretmektedir.

Allah onların işledikleri şeyleri görüp gözetlediğini belirtmekte, onları zalimlere meyletmekten sakındırmaktadır. Doğruluktan ve dürüstlükten meylettikleri takdirde cehennem ateşine gireceklerine ve o vakit kendileri için ne bir dost ne de bir yardımcı bulamayacaklarına dair onları uyarmaktadır.

Bu ayetle ilgili olarak, Abdullah b. Abbas (radiyallahu anhu)’nun şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bütün Kur’an içinde, Allah Resulüne bu ayetten daha ağır ve daha çetin bir ayet inmemiştir. Bu nedenle Peygamberimiz, “Hûd suresi ve kardeşleri beni ihtiyarlattı.” buyurmuştur. (1)

Bu ayette Resulullah’a “beni ihtiyarlattı” dedirtecek kadar zor gelen nokta, dosdoğru olma emrinin asıl kendisiyle ilgili olan kısmından ziyade, ümmetiyle ilgili olan kısmıdır. Zira ayette “seninle beraber tövbe edenler de” (seninle beraber dosdoğru olsun) denilmek suretiyle, müminlerin de aynı emre muhatap oldukları belirtilmektedir. Nitekim, istikamet (doğruluk/dürüstlük) kadar yüksek bir makam olmadığı gibi, onun kadar da zor hiçbir emir yoktur. (2)
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz, Allah’ın kendisine yüklediği bütün görevleri kusursuz yerine getirme azmi ve gayreti içindeydi. Şartlar ve ortam elverişli olmamakla beraber, yüklendiği davanın büyüklüğüne yakışır anlamda, mevcut yetenek ve imkânlarını sonuna kadar kullanmıştır. Cenâb-ı Hak, ilgili ayetle kendi peygamberinden ve ona uyan müminlerden bunun devamını istemektedir.

Müslümanlar için en güzel rehber olarak gönderilen Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), bir doğruluk ve dürüstlük örneği idi. Onun en büyük hedeflerinden biri de doğru ve dürüst insanlardan oluşan bir toplum oluşturmaktı. Bu bakımdan önce kendisi doğruluk ve dürüstlük örneği olmuştur. Onun içi ile dışı, özü ile sözü birdi.

Bir başka deyişle, O, olduğu gibi görünür göründüğü gibi olurdu. Onun söyledikleri ile yaptıkları arasında bir farklılık görmek mümkün değildi. Hayatı boyunca insanları doğruluğa ve dürüstlüğe sevk etmeye gayret göstermiştir.

 


Nitekim Süfyan es-Sekafî isimli bir Sahabinin kendisine gelerek; “Ey Allah’ın Resulü! İslâmiyet hakkında bana bir öğüt veriniz ki, sizden sonra artık kimseden bir şey sormaya ihtiyacım kalmasın” demesi üzerine, Peygamberimiz: “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol.” buyurmuştur. (3)
Hz. Peygamber, doğruluk ve dürüstlüğü Allah’a imandan sonra dile getirmiş ve doğrulukla Allah’a iman arasında bir bağlantı kurmuştur. Yine bir başka hadisinde; “Doğruluktan ayrılmayınız. Doğruluk sizi birre (iyiliğe), o da sizi cennete ulaştırır. Kişi doğru olur ve daima doğru iş yaparsa Allah katında sıddıklardan yazılır. Yalandan sakınınız. Yalan da insanı günaha, o da cehenneme götürür. Kişi durmadan yalan söyler ve yalan üzere iş yaparsa Allah katında yalancılardan yazılır.” (4) buyurmuştur.

Konuyla yakından ilgili başka bir hadiste Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmaktadır: “Siz bana altı hususta söz verin; ben de size cennete gireceğinize dair söz vereyim:

1. “Konuşurken doğru konuşun.” Evet, davranış ve beyanlarınız dosdoğru olsun ve asla doğruluktan ayrılmayın.
2. “Söz verdiğiniz zaman yerine getirin.” Zaten bunun aksi münafıklık alâmetidir.
3. “Emanete emin olun.” Bir yerde emin bilindiğinizden dolayı size bir şey emanet edilmişse sakın sizi emin zannedenleri bu zanlarında yalancı çıkarmayın.
4. “İffetli olun.” Irz ve namusunuzu koruyun; başkalarının ırz ve namusunu aynen kendi namusunuz gibi koruyun.
5. “Gözlerinizi harama karşı kapayın.” Size ait olmayan şeylere bakmayın ve istifade etmeniz yasak olan şeylere göz dikmeyin. Harama bakmak kalbi bozar.
6. “Elinizi başkalarına zarar vermekten uzak tutun.” Hiç kimseye hiçbir şekilde kötülük yapmayın. (5)

İşte, bu hadiste sayılan şartlara riayet eden bir insan, bu dünyada emin olarak yaşar, ahiretini de bu şekilde emniyet ve garanti altına almış olur. Peygamber Efendimiz hayatı boyunca kendisi doğru ve dürüst olduğu gibi müminlere daima doğruluk ve dürüstlüğü emretmiştir.

Bu ayet ve hadislerde de görüldüğü üzere dürüstlüğün İslam dininde müstesna bir yeri ve önemi vardır. Çünkü dürüstlük; insan onurunun ve sağlıklı toplum yapısının vazgeçilmez şartlarından, insanın kendi kişiliğine karşı en önemli ödevlerindendir.

Dürüstlüğün İnsana Kazandırdıkları

Toplumda güvenilir kişi olmanın ilk ve en önemli şartı dürüst olmaktır. Sözünde yalan, işinde hile, hal ve gidişatında riya bulunmayan insanı herkes sever; sevmese de takdir eder.

Dürüstlük, güzel, güvenilir ve huzur dolu bir hayat getirir. Dürüstlüğün insana kazandırdıkları hakkında Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır, deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de” (Ahkaf, 46/13)

“Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vaat edilmekte olan cennetle sevinin!” (Fussilet, 41/30)

Bu ayetlerde, Allah’a inanıp doğru ve dürüst olanların korku ve üzüntü çekmeyecekleri, bu dünyada yaptıkları salih amellere karşılık ebedi olarak cennete girecekleri belirtilmektedir.

Dürüstlük fert ve toplum açısından huzurlu, güvenli, düzenli, mutlu ve müreffeh bir hayatın sağlanabilmesinin en önemli ve olmazsa olmaz unsurlarındandır. Kişisel ilişkilerden, toplumsal ilişkilere, ticari ve mesleki faaliyetlerden kamu görevlerine kadar hayatın bütün alanlarını ilgilendiren ve bütün bu alanlarda mutlaka riayet edilmesi gereken ahlaki bir erdemdir.

Bu itibarla dürüstlük; niyette, düşüncede, iradede, özde, sözde, bütün iş ve davranışlarda doğru ve dürüst olmayı kapsar.

Peygamber Vasfı; ‘Güvenilirlik’

Güven, “korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat” gibi anlamlara gelmektedir. Güvenilirlik ise, “güvenilir olma durumunu” ifade etmektedir.

Güzel ahlâkın en önemli özelliklerinden olan güvenirlik, aynı zamanda peygamberlerin genel niteliklerindendir. Nitekim Kur’an-ı Kerim, onların bu sıfatlarına birçok ayette işaret etmektedir. Burada bu tür ayetlerden iki tanesini zikretmek istiyorum:

”Nuh kavmi de peygamberlerini yalancılıkla suçladılar. Kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti: (Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız? Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” (Şuara, 26/105–108)

İşte, bu ayette de açıkça görüldüğü gibi Nuh (as), kavmine: “Ben emniyet telkin eden, size gönderilmiş, güvenilir bir elçiyim” diyerek, kendisinin emanete riayet eden hıyanete asla tenezzül etmeyen bir peygamber olduğunu ifade etmektedir.

Yine, “Âd kavmi de peygamberleri yalanladı. Hani kardeşleri Hûd, onlara şöyle demişti: ‘Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” (Şuara, 26/123-125)

‘El-Emin’ Bir Peygamberin Ümmetiyiz

Peygamberlerde bulunması gerekli beş nitelikten birisinin de emanet olması, emanetin mana ve önemini ifade etmektedir. Bu sıfat, peygamberlerin her yönü ile güvenilir olduklarını ifade eder. Esasen insanların güvenmediği bir kimsenin peygamber olarak görevlendirilmesi düşünülemez. Çünkü peygamber, Allah ile kulları arasında elçidir. Böyle bir kimse güvenilir olmazsa insanlar ona inanır ve söylediklerini dinler mi?

İşte, bütün peygamberlerin en önemli sıfatı emanet olduğu gibi, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)’in de en önemli sıfatı emanettir. Nitekim Hz. Peygamber’in ümmetine örnek olduğu hususlardan biri de onun güvenirlik vasfıdır.

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) insanlara güven veren bir insandı. Çünkü o, “Muhammedu’l Emîn” idi. Hem de ne zamandan beri, küçüklüğünden, yani İslâmiyet’in zuhurundan yirmi-yirmi beş yıl önce...

Ona niçin emin sıfatı verilmiştir? Çünkü insanlar, onu her yönden emin görüyorlardı. Ona kimler emin sıfatı vermiştir? Evvela kavminin asilleri ‘emin’ sıfatı vermiştir. Asilzadeler, kendi asaletleriyle onun alay etmeyeceğinden emindiler. Tacirler, kendisiyle alış-verişte onun, kendilerine hile yapmayacağından emindiler. Evet, o, güven timsaliydi. Çünkü küçüklüğünden beri bütün davranışları bunu göstermektedir. Fakirler, onu kendileri için bir melce’, bir sığınak olarak görmekteydiler. Zalimlerin zulmüne ancak onunla karşı koyacaklarından emindiler. Bu kategoriyi artırmak, çoğaltmak mümkündür. O halde, İslâmiyet’in getirmiş olduğu emanet ve güven, bizzat peygamberin şahsında fiilen yaşanmıştır.

Güvenilirlik ve Hainlik Bir Arada Olmaz!
 


İslam dininin başarıya ulaşmasında, Hz. Peygamber’in güvenilir oluşunun payı büyüktür. Şayet davranışlarıyla güven vermeyen birisi olsaydı insanlar onun etrafında toplanmazlardı. Hz. Peygamber, şahıslara, şahısların mallarına ihanet etmediği gibi, kamu malına da ihanet etmemiştir. Nitekim Huneyn savaşından sonra ganimetlerin toplandığı yerde durmuş ve eline devesinin hörgücünden bir tüy alarak şunları söylemiştir: “Ey İnsanlar! Benim sizin ganimetinizde gözüm yoktur. Hatta şu tüyde bile!” (6)

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), sahabelerine daima güvenilir olmayı telkin ederdi. Emanetin zıddı olan hıyanetin çirkin bir davranış olduğunu söylerdi. Sahabiler de Hz. Peygamber’i emin olarak tanımışlar ve sonsuz bir güvenle kendisine bağlanmışlardır.

Hz. Peygamber, iman ve güvenilir kimse olmak arasında sıkı bir bağ bulunduğunu bildirmiştir. Bu hususla ilgili sözlerinden bir kaçı şöyledir:

“Kişinin kalbinde iman ve küfür bir arada bulunmaz. Güvenilirlik ve hainlik bir arada olmaz.” (7) “Mümin insanların kendisine güvendiği kimsedir. Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların salim olduğu kişidir. Nefsim kudret elinde bulunan Allah’a and olsun ki, kötülüklerinden komşusunun emin olmadığı kimse cennete giremez.” (8)

Güvenilirliğin İnsana Kazandırdıkları

Güven duygusu, toplumun her kesiminde ve her alanda bulunması gerekir. Anne babanın çocuğa, çocuğun anne babasına; eşlerin birbirine; âmirin memura, memurun âmire; işçinin işverene; işverenin işçiye; satıcının müşteriye; müşterinin satıcıya güven duyduğu bir toplum sağlıklı bir yapıya kavuşmuş olur.

Burada, Hz. Peygamber’in çok önem verdiği alışverişteki güven üzerinde kısaca durmak gerekmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, İslam’ın son derece önem verdiği ve üzerinde durduğu ticaretin ve alışverişin özü karşılıklı güvendir. Alışverişte güven ortadan kalktığı ve güvensizlik yaygınlaştığı zaman, insanlarda doğal olarak her şeyi şüphe ve ihtiyatla karşılama duygusu gelişir. İnsanlar arasında manevî bağlar zayıflar. Çekingenlik ve sevgisizlik meydana gelir. Kendisini aldatan veya aldatmaya çalışan insana karşı, kimsenin sevgi ve saygı duymayacağı ve hatta nefret edeceği kesindir.

Hz. Peygamber, alışverişte güvenin bolluğa ve berekete vesile olacağını bildirmektedir. “Emanete riayet rızık, hainlik ise fakirlik getirir” buyurur. (9)

Burada emanet, sözde ve işte güven demektir. İnsanlar, sözüne ve işine güvenilmeyen kimselerle irtibat kurmaktan çekinirler. Şayet bu kişi ticaretle uğraşıyorsa alışveriş yapmaktan, müşteri ise mal vermekten, sanatkâr ise iş sipariş etmekten kaçınırlar. Dolayısıyla bu tür kişilerin mallarına ve çalışmalarına rağbet azalır, kazançları artmaz. İşte, Hz. Peygamber’in “hainlik fakirlik getirir.” sözündeki incelik burada yatmaktadır. Ama tersi olursa, yani herkes birbirine güvenirse kazanç, üretim ve tüketim artar. Bu da bolluğa ve zenginliğe vesile olur.

Sonuç Olarak

İslam, insan ruhunu geliştiren, vicdanları berraklaştıran, insan duygusuna yön veren bir dindir. Allah’ın sevgi ve büyüklüğünü, kudret ve adaletini bütün görkemliğiyle kalplere ve kafalara işler. İnsanlıktan yana merhametli olmayı emreder; kişiyi yalnız midesiyle baş başa bırakmaz; onu hayvanî sıfat ve davranışlardan çekip insanlığın fazilet potasında olgunlaştırır.

Böylece İslam dini, insana büyük sorumluluklar yükler; sınırsız hürriyetin zulme ve karanlığa uzandığını hatırlatır; hizmet aşkını -biri Allah’a, diğeri hemcinsine olmak üzere- iki yönden değerlendirir. Bu bakımdan İslam, Müslüman’ın doğru, dürüst ve çevresine güven telkin eden bir insan olmasını istemektedir.

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) devrindeki Müslümanlar, ahlaki erdemlerden olan doğruluk ve güvenin doruğunda bulunuyorlardı. Günümüzdeki insanlar ise ahlaki bir düşüş yaşamaktadırlar. Özellikle insanlar arasında dürüstlük ve güven hususunda bir buhran yaşanmaktadır.

Bireyleri birbirine karşı doğru ve dürüst davranmayan bir toplumda, insanların birbirine güvenmesi söz konusu olamaz. Dürüstlük ve güven olmayan bir toplumda da huzur ve barışın olması beklenemez.

İnsanlara hâkim olan bu durum, günümüzde Kuran’ın getirmiş olduğu evrensel prensiplere ne kadar ihtiyacımızın olduğunu bize göstermektedir. İşte, her hususta olduğu gibi dürüst, emin ve güvenilir insan olma konusunda da Kur’an ahlakıyla ahlaklanmalı ve Hz. Peygamber’i örnek edinmeliyiz.

NOTLAR: 1- Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 57, V, 402. 2- Yazır, Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, V,18. 3- Müslim, İman, 62; İbn Mâce, Fiten 12; Ahmed b.Hanbel, III, 413, IV, 385. 4- Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 105; Ebu Davud, Edeb, 80. 5- Ahmed b.Hanbel, age., V, 323. 6- İbn Mace, Cihad, 34. 7- Ahmed b.Hanbel, age., II, 349. 8- Ahmed b.Hanbel, age., III, 54. 9- Kuzâ’î, Şihabü’l-Ahbar, (trc. Ali Yardım), Damla Yayınları, İstanbul, 1999, s.43.
PROF. DR. MEHMET SOYSALDI
 Geri Dön
Bu yazı şimdiye kadar 34327 defa okundu
 
 Yorumlar (14)

05 Mayıs 2013 tarihinde NZHGH tarafından yapılan yorum;

MÜKEMMEL

22 Temmuz 2012 tarihinde KEVSER tarafından yapılan yorum;

02 Mayıs 2012 tarihinde ÖZLEM tarafından yapılan yorum;

02 Ocak 2012 tarihinde GAMZE tarafından yapılan yorum;

ALLAH RAZI OLSUN :)

29 Aralık 2011 tarihinde ÖZGE... tarafından yapılan yorum;

ÇOK SAOLUN SİZİN SAYENİZDE DİN PERFORMANS ÖDEVİMİ YAPTIM :))

15 Aralık 2011 tarihinde GÜZİDE tarafından yapılan yorum;

ÇOK GÜZEL BİR SİTE BU SİTE SAYESİNDE DİN ÖDEVİMİ YAPTIM E 5 ALDIM ÇOK SAOLUN ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN

15 Kasım 2011 tarihinde CANER tarafından yapılan yorum;

BU SİTE OZELİKLE DİN DERSLERİNDE ÇOK ETKİLİ. BU SİTE SAYESİNDE DİN DERSİM 5 TEŞEKÜRLER.

26 Eylül 2011 tarihinde MÜCAHİT ÖZERDİL tarafından yapılan yorum;

KİM YAZDIYSA ALLAH RAZI OLSUN.

11 Mayıs 2011 tarihinde EYÜPHAN AKSU tarafından yapılan yorum;

ÇOK GÜZEL BİR SİTE SAYENİZDE ÖDEVLERİMİ YAPIYORUM

04 Mayıs 2011 tarihinde ŞEYMA AKSEL tarafından yapılan yorum;

ÇOK GÜZEL BİR SİTE ÇOK BEĞENDİM

28 Mart 2011 tarihinde HELİN TİMUR tarafından yapılan yorum;

GERÇEKTENDE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM ÖDEVİMİ HEMEN BULDUM VE RESİMLERİNDEN DE YARARLANDIM:)))))))))

11 Şubat 2011 tarihinde RABİA ÖZGÜN tarafından yapılan yorum;

YORUMLAR VE BİLGİLER İÇİN TEŞEKKÜRLER. BUNLARI PAYLAŞMAMIZ MÜMKÜN MÜ?

CEVAP: KAYNAK GÖSTEREREK DİLEDİĞİNİZ ORTAMDA PAYLAŞABİLİRSİNİZ. (YAZAR ADI VE GÜLİSTAN DERGİSİ)

18 Ekim 2010 tarihinde DENİZ KAYA tarafından yapılan yorum;

BU SİTE ÇOK GÜZEL GENELLLİKLE DİN KÜLTÜRÜ DERSİNDE ETKİLİ OLUYOR BU SAYFADA BANA YER VERDİĞİNİZ İÇİN TEŞŞEKÜRLER.

12 Mayıs 2010 tarihinde RAHMAN AYDIN tarafından yapılan yorum;

ÇOK SÜPER BİR SİTE. BU SİTE SAYESİNDE ÖDEVİMİN KONUSU BULDUM. BU SİTEDE EMEĞİ GEÇEN HER KEZE TEŞEKKÜRLER.

 

www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Künyemiz
Abonelik
Mail Listesi
Bize Ulaşın
Arşiv
Ziyaretçi Defteri
SON EKLENENLER

www.gulistandergisi.com