www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Bize Ulaşın
Sık Kullanılanlara Ekle
AYLIK İLİM FİKİR VE KÜLTÜR DERGİSİ     
08 Eylül 2010 Çarşamba
EDİTOR'DEN
KAPAK KONULARI
RÖPORTAJ
SOHBET
ARAŞTIRMA
YORUM - MAKALE
 
Gülistan Dergisi  »  Ana Menü  »  Röportaj
“HAYâ’DA HAYAT VAR!”
 103. Sayı
 Temmuz 2009
 
Gülistan: Efendim; hayâ ve namustan bahsetmenin ar sayıldığı bir zamanda, sizinle hayâ ve edep hakkında görüşmek istedik. Hayâ ve edep kavramlarının ne anlama geldiğini izah eder misiniz?

Hasan Çalışkan:
Tabii konuya girmeden önce ‘hayâ’ ve onunla çok yakın anlamı olan ‘edep’ kelimelerinin ne anlama geldiğini açıklamak, sanırız konuya daha iyi ışık tutacaktır.

Hayâ sözlükte çekinmek, utanmak ve tövbe etmek anlamına gelir. Ahlaki terim olarak “nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesi” anlamında tarif etmiş Rağıb el-İsfâhani.

Hayâ; “hoşa gitmeyen çirkin şeylerin yapılması anında, yüzde beliren ince kızarma” hali diye de tarif edilmektedir.

Edep ise “saygı ve terbiye” manasında Türkçeye mâl olmuş kelimelerden biridir.

Genel İslami manada “İslâm’ın, güzel kabul ettiği söz ve davranışlar” şeklindeki tarif edilmiştir edep.

Tasavvufi mana da ise edep, bütün iş ve mükellefiyetlerimizi Allah (celle celaluhu) görüyor ölçüsü altında yapmak ve davranışlarımızda Allah’ı görüyor gibi davranmaktır.

Daha hususi manada edep, Efendimizin (sallallahu aleyhi vesellem), farz ve vacibin dışındaki davranış ve hareketlerine aynen ittiba ve yaşantıyı O’nun hayatına göre ayarlama ameliyesidir.

Edebi de bizim ecdadımız “edb” kelimesinin her bir harfine bir anlam vererek tarif etmişlerdir. Eline, diline, beline sahip olmak…

Edep hayatın her yanında söz konusudur. Ve sık sık eskiler “EDEP YA HU!” levhasını asarak, insanlara edepli davranmalarını hatırlatmışlardır.

Edep: Seviyesiz, müstehcen, hayâsız, edepsiz her şeyden uzak kalmak ve şehvetini helâl yolla tatmin etmektir. Edep, kul olduğunu anlayıp Yüce Mevlâ’ya yönelmektir. Edep, kibri kırıp tevazua sarılmaktır. Bu gibi daha birçok tanımlarda bulunmuş İslam âlimleri.
Gülistan: Kökleri Asrı Saadet’e ulaşan bir medeniyetin çocukları olarak, bu hale nasıl geldik? Hayâ’dan edepten ahlaktan nasıl bu kadar uzaklaşabildik? Tarihi seyri hakkında bir analiz yapmak gerekirse ne söylemek istersiniz?

Hasan Çalışkan:
Hayâ ve edebi; Peygamber döneminden yakın bir zamana kadar Müslümanlar en güzel şekilde gösterdiler. İslam dünyasının sokakları, o zamanlar et pazarı haline getirilmemişti. Kadınıyla erkeğiyle Müslümanlar giyimleriyle, hareketleriyle, birbirlerine karşı tutumlarında, edebi ve hayâyı en güzel şekilde göstermişlerdi. Ama ne yazık ki son kırk elli yıllık bir dönem içinde bu konuda çok olumsuz gelişmeler yaşandı.

Özellikle kadınların hayâ ve edep yönünden olumsuz tutumlarında, TV programlarının, moda, çağdaşlaşma adına yürütülen yoğun kampanyaların çok büyük etkisi bulunmaktadır.
Merhum Necip Fazıl’ın bir şiirindeki mısrasında dediği gibi; “Utanırdı burnunu göstermekten sütninem” döneminden fuhşun, çıplaklığın, pornonun alenen yaygın olduğu bir döneme geldik. Bizim dinimiz İslam, insanlardan edepli ve hayâlı olmalarını isterken, peki bir anda biz bu hale nasıl geldik?

Bu dönüşüm, biraz Batılılaşma ve çağdaşlaşma projesinin bir sonucu olabilir. Rus çarı Deli Petro, Batılıların nasıl kalkındığını düşünürken, insanların sakalsız olduklarını görünce, gelişmenin sakalları kestirmekle mümkün olduğuna vehmetmiş ve Rusya’da erkeklerin sakal bırakmalarını yasaklamıştı. Yine de Deli Petro’nun Rusya’sı gelişememişti.

Ülkemizde de gelişmenin, kalkınmanın kılık kıyafetle mümkün olduğunu düşünenler var. Sanki herkes ‘asortik’ giyinse ülke kalkınacakmış anlayışı… Beklide bu süreci, geri kalmışlığımızı bahane gösterip bizi manevi değerlerimizden kopararak güçsüz bırakmak isteyenler yönlendirdi.

Görüyoruz ki bugün batı, maddi anlamda kalkınmıştır ama manevi olarak sefalet içindedir. İffetsizlik, hayâsızlık, fuhuş, içki, uyuşturucu, gibi unsurlar bünyeyi hızla çürütmektedir. Ve doğru dürüst aile mefhumu kalmamıştır.

Büyük bölümünün hicaplı, örtülü olan toplumumuz, önce romanlar sonra sinema ve TV ile yoğun bir yayın bombardımanı ile bugünkü duruma geldi. İnanca ve hicaba karşı yürütülen propagandaların etkisini görmezlikten gelemeyiz.
 


Gülistan: Kadının örtünmesinin İslamî ve Toplum hayatı açısından önemini izah eder misiniz?

Hasan Çalışkan:
Bizi yaratan Allahu Teala, bizim dünya ve ahirette mutlu ve huzurlu biçimde yaşamamız için bir takım emirlerde bulunmuş ve bir taraftan da yasaklar koymuştur. Bu emir ve yasaklar, insanın dünya ve ahiret mutluluğunu gaye edinir. Tesettürün ve hayânın, gerçekten sayılamayacak kadar ferdi ve toplumsal faydaları vardır. Zaten müminler Allah’ın emir ve yasaklarını faydalarından önce, başta Allah’ın emri olduğu için yerine getirirler.

Tesettürle hanımlar da Allah’ın farz emirlerinden birini yerine getirerek, Allah’a kul olduklarının mesajını verirler.
Allah Teâlâ bir ayetinde şöyle buyurur: “Müminlere söyle ki; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, edep yerlerini de korusunlar. Böylesi onlar için daha temizdir. Şüphe yok ki Allah, yaptıkları işlerden çok iyi haberdar olandır. Mümin kadınlara da söyle ki; gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve edep yerlerini korusunlar.” (Nûr; 30-31)

İffetli ve edepli yaşamak, aynı zamanda cenneti kazanmanın yollarından biridir. Çünkü Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in şöyle buyurduğu sahih bir senetle rivayet edilir: “Kadın, beş vakit namazını kılıp (Ramazan) ayı orucunu tutarsa, ırzını koruyup ve kocasına itaat ederse ona ‘Cennetin istediğin kapısından gir’ denilir.”

Örtünmenin en önemli faydalarından biri de kadınları, kalbinde kötülük duygusu bulunan erkeklerin tecavüz ve sarkıntılıklarından koruması ve onların rahatsız etmelerinin önüne geçmek içindir. İşte, bu konuyla ilgili bir kaç ayeti kerime okuyayım sizlere:

“Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbaplarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Ahzab; 59.)

“Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin.” (Ahzab; 32.)


Ayetleri incelediğimizde görülüyor ki Cenabı Hak’kın örtünme emri, kadınların başlarına büyük belalar gelmemesi için koruyucu bir zırh olarak emrediliyor.

Bugüne baktığınız zaman, güzelliğini alabildiğine sergileyen, vücudunun yarısından fazlası açık olarak sokaklarda arzı endam edenlerin başlarına geleni herkes bilir. Böylesi bayanlar, şehvetli bakışlara muhatap olacak, birçok cinsel içerikli laflar atılacaktır. Hatta sık sık basında gördüğümüz gibi nefsinin esiri olan erkekler, böylesine bayanları kaçırmakta, tecavüz etmekte veya sonunda kendilerini ele vermesin diye öldürülüp ücra bir yere atıp gitmektedir. Gazetelerin üçüncü sayfaları hep böylesi haberlerle doludur.

Örtünme ve hayânın sadece faydalarını anlatsak bile, bu röportajın yetmeyeceğini düşünüyorum. Reklam amacıyla söylemiyorum belki meraklı kardeşlerimize faydası olur amacıyla söylüyorum. Âcizane bu kardeşinizin neşredilmiş olan ÖRTÜNME ve ÇIPLAKLIK adlı eserinde, örtünme ve hayânın ferdi, psikolojik, ailevi, sosyolojik, tıbbi ve uhrevi yönlerden sayısız faydaları genişçe yer almaktadır. Gerçekten, insanlarımız örtünme ve hayânın ne kadar faydalı olduklarını bilseler, bu ulvi emri, hemen yerine getirirler ve Allah’a hamd-u senada bulunurlar.
 


Gülistan: Kadının ticari bir meta gibi kullanılması, kadına bakıştan neler götürdü, götürüyor?

Hasan Çalışkan:
Günümüzde kapitalizm para kazanmak için kadından çok istifade etmektedir. Çünkü kapitalistler, kadınların insanlığını, kadınlığını değil, affederseniz etini ve budunu göz önüne çıkarır. Bugün kadınlara edebi, hayâsı, ahlaki özellikleri ile değil de kolu, bacağı, yüzü ve bedeni ile toplumda yer edinebileceği telkin edilmektedir.

Kadınlar, modanın bir kurbanı, müşteri çekmek için bir yem, satışları artırmak için bir reklâm aracı, çıplak resimleriyle gazete ve sinema patronlarına para kazandıran bir nesne haline getirilmiştir. Bakıyorsunuz, lastik reklâmında çıplak bir kadın, araba reklâmında çıplak bir kadın, pencere reklâmında çıplak bir kadın daha da saymak mümkün. Tabii bir de kadını iş hayatında bekleyen ucuz işgücü olarak kullanılması hedefi de var. Mesela: Bir popüler derginin kapaktan verdiği ilginç bir haber vardı, “Çalışan kadınların yarısı cinsel tacize uğruyor” .

Ve işte her yerde, kadınların güzelliğinden istifade etmek için tezgâhtar aranırken “genç ve alımlı bayan tezgâhtar aranıyor” ilanlarını görünce sizin aklınıza ne gelir? Yani biraz kaba kaçacak ama balığı yakalamak için oltanın ucuna konulan yem gibi görülüyor. Bu durum, kadınlara yapılan bir saygısızlıktır aslında.

Dikkat ederseniz, 900’lü telefonlarda manken ve artistlerin müstehcen konuşmalarının yer aldığı paralı sesli hatlarda, acaba neden hep kadın sesleri kullanılıyor? “Neden, falan telefon hattında şu erkek denmiyor?” Çünkü kadınların gıdıklayıcı sesiyle bile erkekleri etkilemek ve onları sömürmek amacı güdülmektedir.

Gülistan: Hocam, hayâsızlık, fuhuş ve cinsellik yaygınlaştırılarak ne yapılmak isteniyor? Veya neler yapıldı? Dünya üzerinde nasıl bir oyun oynanıyor? Bu oyunun kuklaları olmaktan kurtulmak için Müslümanlarca nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Hasan Çalışkan:
Evet, çok önemli bir soru. Çıplaklığın, hayâsızlığın, modanın, eğlencenin yaygınlaştırılmasında, İslam düşmanlarının gerçekten çok kazancı bulunmaktadır. Bu olayın siyasi, ekonomik, ideolojik ve tarihi yönleri vardır.

Mesela ekonomik açıdan, tesettürün kaldırılmasıyla bir rant sağlamak istiyorlar. İslamiyet sadeliği ve tesettürü emrederken, giysi israfına son vermiştir. Yani tesettürlü ve hayâlı bir Müslüman kadın, moda tröstlerinin kurbanı olamaz. Ama modanın esiri olan bir kadın, her gün elbise değiştirmeyi, giydiği bir elbiseyi tekrar giymemeyi ilke edinir. On tane eteği de olsa yeni çıkan modayı alacaktır. Kendisine göre modası geçmiş elbiseyi çöpe atacaktır. Ve durmadan moda patronlarına para kazandıracaktır.
 


Çıplaklığın ve hayâsızlığın yayılmasını arzulayanlar; İslam âleminin gençlerini dinlerinden uzaklaştırmak ve İslam âlemine sömürmek için gençleri spor, cinsellik, eğlence ve müzik gibi hususlarda uyuşturmakta ve hedeflerine varmayı amaçlamaktadır. Spor yapmak tehlikeli değil, faydalıdır. Ama spor bugün kitleleri uyuşturmak ve asıl hayat gayemizden uzaklaştırmak için adeta bir ‘din’ olarak kullanılmak isteniyor. Gerçekten, günümüzdeki gençliğin yaşam felsefesi, yeme içme ve aşktan başka bir şey olmayan bir gençlik…

Çok iyi hatırlıyorum, 17 Ağustos Depremi olduğu akşam ve sonraki akşam, İstanbul’da ve başka yerlerde diskotek ve barlarda alem ve eğlencenin, alabildiğine devam ettiğini, gazeteler yazıyor ve TV’ler gösteriyordu.

Ve bu durumu hayâsız yayınları ile tanınan bir gazete bile manşetine taşıyarak “Ayıp be!” demişti. Yani on binlerce insanımızı depremde kaybetmişiz, iffetsiz gençliğin umurunda değil. “Bir elinde cımbız bir elinde ayna, umurunda mı dünya?” mantığında bir nesil ortaya çıktı. Allah korusun düşman işgali olsa böylesine gençliğin tavrı ne olur acaba?

Bu yüzden, İslam âleminin gençlerini iffetsizlik ve hayâsızlıkla eritip kolayca yutmak isteyen emperyalistlerin en önemli hedefleri arasında yer alıyor gençlik. Emperyalistlerin oyunlarına gelmemek için Müslümanlar edebine, hayâsına, örtüsüne, kısacası inancının tüm değerlerine sarılmalı ve bunların önemini ve hikmetlerini gençlerimize öğreterek tedbirler almalıyız.
DERVİŞ ENES KIR
 Geri Dön
Bu yazı şimdiye kadar 682 defa okundu
 
 Yorumlar (1)

16 Temmuz 2009 tarihinde ÂCİZÂNE tarafından yapılan yorum;

ALLAH RAZI OLSUN.
HÂYÂ AYNI ZAMANDA TAKVÂNIN ZEMİNİDİR. EVET HÂYÂ'DA HAYAT VARDIR.
AMA MAALESEF HÂYÂ PERDELERİ YIRTIK MEYMENETSİZLER, GÜNÜMÜZ GENÇLİĞE REHBERLİK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR. HATTA HÂYÂSIZLIKLARINI (GÜYA) ÇAĞDAŞ İLİMLE ÖRTÜŞTÜREREK, ON YILDA ONBEŞMİLYON GENÇ YARATMA PEŞİNDELER. ...

ALLAH'IN RAHMETİ HÂYÂ SAHİBİ TAKVÂ ERLERİNİN ÜZERİNE OLSUN VE LANETİ DE HÂYÂSIZLIĞI HAYATLARINA BETON GİBİ SIVAYAN MEYMENETSİZLERİN ÜZERİNE OLSUN...

 

www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Künyemiz
Abonelik
Mail Listesi
Bize Ulaşın
Arşiv
Ziyaretçi Defteri
SON EKLENENLER

www.gulistandergisi.com