www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Bize Ulaşın
Sık Kullanılanlara Ekle
AYLIK İLİM FİKİR VE KÜLTÜR DERGİSİ     
08 Eylül 2010 Çarşamba
EDİTOR'DEN
KAPAK KONULARI
RÖPORTAJ
SOHBET
ARAŞTIRMA
YORUM - MAKALE
 
Gülistan Dergisi  »  Ana Menü  »  Röportaj
O’NA DOST OLMAK -SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM-
 100. Sayı
 Nisan 2009
Gülistan: Efendim bir kutlu doğum arefesinde bizi kabul ettiğiniz için Gülistan Dergisi olarak teşekkür ederiz. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in cahiliye toplumunu ıslahı nasıl mümkün olmuştur? Tatbik ettiği tebliğ usulü nedir?
 

Seyda Bedirhan Efendi: Bismillahirrahmanirrahim. Allah’a hamd olsun ve yüce Resulüne salât ve selam olsun. Hazreti Peygamberin izlediği tebliğ metodundan, genel olarak şöyle bahsedebiliriz. İnsan önce kendi nefsini ıslah etmelidir. Daha sonra sırasıyla ailesini, akrabalarını, dostlarını, güzel ve hüsnü niyetle İslam’a davet edip onları ıslaha yönelik çeşitli faaliyetlerde bulunmaya çalışmalıdır.

Her şeyden önce tebliğci, İslam’ı kendisi canla başla yaşamalıdır. Tebliğ sırasında karşılaştığı yalnızlıklara ve musibetlere sabır göstermelidir. Şunu unutmamalıdır; sonuç Allah Teâla’ya aittir. Bize düşen, görevimizi yerli yerince ve yukarda bahsettiğimiz sıralamaya göre yapmaktır. Yani, en yakınımızdakinden tebliğe başlamalıyız. Bu sıralama çok önemlidir.

Gülistan: Tebliğ ve ıslah metodu, günümüz İslami ve gayri İslami toplumlarına nasıl tatbik edilir. Ayrıca ve bilhassa ülkemizdeki müslümanlar için nasıl olmalıdır?

Seyda Bedirhan Efendi: Tebliğ metodu, toplumların her kesimi göz önünde bulundurularak; fakir, zengin, okumuş, ümmi, kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta çocukları bile kapsamalıdır. Yumuşak bir üslupla onları İslam’a ve İslam’ı hayata hâkim kılmaya davet etmeliyiz. İslam dininin herkese lazım olduğunu ve bu dinin kurallarını gözeterek tatbik etmenin, hem dünya hem de ahiret saadeti için gerekli olduğunu anlatmalıyız.

Gülistan: Basın yayın araçlarının (dergi, gazete, kitap, radyo, televizyon, internet vb. gibi) İslamı tebliğimizde ve tolumun ıslahındaki rolü nasıl olmalıdır?


Seyda Bedirhan Efendi: Basın yayın araçları toplumun her kesimini meşgul eder. Tabiri caiz ise kürsülerin en yükseğidir. Matbuat ve diğer haberleşme araçları, İslam’ın tebliğinde kullanılmalıdır. Zira siz beş milyon insanı bir araya getiremezsiniz. Ama bir televizyon karşısında toplayabilirsiniz. Müslüman davetçiler meşru olan tüm haberleşme araçlarını kullanmalıdırlar. Hem matbuat hem de görüntülü araçlar…

Binaenaleyh meşru bir şekilde bunları işletmek, tebliğ görevimizi kolaylaştırır ve büyük bir nimettir. Yoksa bu araçların gayri meşru şeylerde istimali, hem toplumu hem de bu işlerle iştigal edenleri kötü yollara sevk eder.

İslami kuralları sıradan görme tembelliği

Gülistan: Sizce günümüzde müslümanların en önemli meseleleri nelerdir? Bu sorunların çözümü için neler yapılabilir?


Seyda Bedirhan Efendi: Müslümanların geneldeki sorunu, uygulama sorunudur. Genel itibariyle bilgi var ama bu bilgiyi fiiliyata dökme şuuru yoktur. Ya da bu gibi İslami kuralları sıradan görme tembelliği vardır.

Müslümanların en önemli meseleleri; İslam toplumunu tahkiki bir imanla uyarıp ilk etapta kendi nefsi arzularını terk ederek, İslam’ın gerektirdiği vasıflara ulaşmaya çalışmaktır.

Yani, İslam’ın ehemmiyet verdiği vasıfları kendi ruhunda tatbik etmektir. “Sana sıla-i rahimde bulunmayan kişiye sen sıla-i rahimde bulun”, “Sana merhamet etmeyene sen merhamette bulun”, “Sana zulmedeni affet” gibi…

Tabii olarak bunları yaparken, aynı zamanda bunları tebliğ etmek de lazımdır.

Gülistan: Bir İslam âlimi olarak, nasihat babından hizmet ehli müslüman kardeşlerimize neler tavsiye edersiniz?

Seyda Bedirhan Efendi: Mümin, topluma hizmet etmeye çalışırken, kendi nefsini hedef alıp ona hitap edercesine, kötülüklerin kendi nefsinden zuhur ettiğini düşünerek; nefsin arzu ve isteklerini bir tarafa bırakmış, iyiliklerle donanmış bir müslüman olarak toplumun huzuruna çıkmalıdır. Pek tabii kendini en aşağı derecede görmelidir. Herkesi kendisinden daha iyi bilmelidir.
 

Evet, tevazu sıfatı her camiadaki insan için çok güzel bir sıfattır. Bu tevazu sıfatını kendinde tatbik etmek, son derece güzel bir huydur. Toplumun içinde yüksekliklere ulaşmanın en önemli derecesidir, kaynağıdır.

Gülistan: Kıymetli hocam, malumunuz Kutlu Doğum etkinliklerinin yapıldığı, Efendimizin müslümanlarca daha iyi tanınması için çalışıldığı günlerdeyiz. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) nasıl sevilmelidir? Ve bu sevgisinin alametleri nelerdir?

Peygamber sevgisinin alametleri

Seyda Bedirhan Efendi: Hz. Peygamberi sevmek, Resulullah’ın sünnetine uymak ve onu hayata geçirmekle olur. Nitekim Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Kim benim sünnetimi ihya ederse beni sevmiş olur; kim beni severse kıyamet günü cennette benimle olur.”(Buhari)

Bu sevginin alameti hakkında, Sehl b. Tusteri; “Resulullah’ı sevmenin alameti, sünnetine uymak, sünnete uymanın alameti ise ahireti sevmek, ahireti sevmenin alameti ise dünyaya buğz etmektir” der.

Yine Sehl b. Tusteri: “Allah’ı sevmenin işareti, Kur’an-ı sevmektir. Allahu Zülcelal’i ve Kur’an’ı sevmenin işareti Peygamberimizi sevmektir.” der. (Mukaşeftu’l-Kulub)

Haris el-Muhasibi’ye göre de Allah Resulünü sevmek sünnetine uymak ile olur. (Kimya-yı Saadet)

Hz. Peygamberi sevmenin diğer bir alameti, Kur’an-ı Kerim’i sevmek ve onun gösterdiği yoldan gitmektir.

Hz. Peygamber’e çokça salât ve selam getirmek de sevgisinin işaretlerinden biridir. Peygamberini seven onu çok anar. Zira bir şeyi seven onu çok zikreder. Kişinin zikri ve fikri, sevgisinin işaretidir.

Ayette şöyle buyrulmaktadır: “Allah ve melekleri, Peygambere salât etmekte. Ey insanlar! Siz de O’na salât edin, içtenlikle selam edin.” (Ahzab, 56)

Anlaşılacağı üzere, Yüce Allah bu ayeti kerimede bütün müminlere Peygamber (aleyhisselatu veselam)’a salât ve selam etmelerini emretmekte ve ona saygı göstermelerini buyurmaktadır. Peygamberimize salât ve selam getirmenin en kısası şöyledir: “Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala âli Seyyidina Muhammed.”

Başka bir alameti, Allah’ın ve Hz. Peygamber’in dostlarını ve sevdiklerini sevmektir ki; Hz. Peygamber’i seven onun dostlarına da dost olur. Sevilenin sevgilisi de sevilir.

Bişr-i Hafi şöyle anlatır: Bir gün, rüyamda Hz. Peygamber’i gördüm. Bana:

— Ey Bişr! Allah’ın senin dereceni arkadaşlarından niçin üstün kıldığını bilir misin?
— Hayır, Ya Resulallah! Dedim. Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
— Salihlere hizmet ettiğinden, müslüman kardeşine öğüt verdiğinden, dostlarımı ve beni sevenleri sevdiğinden ve benim sünnetime uyduğundandır. (Mukaşefetu’l-Kulub)

Hz. Peygamberin (sallallahu aleyhi vesellem) sevgisinin diğer bir işareti, Hz. Peygamber’in ahlakı ile ahlaklanmaktır. Zira Hz. Peygamber, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” buyurmaktadır.
 

Bir alameti de âlimleri sevmektir. Çünkü âlimler, yüce Allah’ın dini olan İslam’ı yaymakta ve bütün müslümanlara nasihatte bulunarak iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktadır.

Kişinin, Hz. Peygamberi (sallallahu aleyhi vesellem) canına, malına, çoluk çocuğuna ve sevdiklerine tercih etmesidir. Hz. Peygamberi gerçekten seven onun rızasını her şeye tercih eder.

Ashabın Resulullah sevgisi

Hz. Peygamber sevgisinin en güzel şekli, Ashab-ı Kiram’da görülmektedir. Ashab-ı Kiram, bütün varlıkları ile ona bağlanmış, onu canlarından, mallarından, evlatlarından daha çok sevmişler ve sünnetini yerine getirmek, emirlerini yapmak ve yasak ettiği şeylerden uzak durmak için çaba sarf etmişlerdir. Bu konuda bazı misaller vermek yerinde olacaktır.

Uhud Savaşı’ndan sonra bazı sahabelerin şehit olduğu haberi Medine’de yayılınca, savaş meydanına gidip kocası, oğlu ve kardeşinin şehit olduğunu gören Ensar’dan Sümeyra (r.anha) adında bir hanım, kendisinin bunca felaket ve dehşeti içinde “Resulullah nerede, Onun durumu nasıldır?” diye şaşkınlık içinde etraftan soruyordu. Hz. Peygamber’i sağ bulunca, Allah’a şükretmiş yanına giderek; “Kûllu musibetin ba’de zalike celel Ya Resulallah” yani; “Sen sağ kaldıkça hiçbir musibetin tesiri olmaz Ya Resulallah!” demiştir.

Tebük Gazvesi’nde yardım için malının tümünü getiren Hz. Ebu Bekir’e:
— Ey Eba Bekir, kendine ve çocuklarına ne bıraktın? Diye buyurulunca, Hz. Ebu Bekir:
— Allah ve Resulünü bıraktım, diye cevap vermiştir.

Hz. Ebu Bekir, Hz. Ali, Hz. Ömer, Hz. Talha, Hz. Zübeyir (radıyallahu anhum ecmain) gibi bazı sahabeler, Uhud Savaşı’nda bedenlerini Hz. Peygambere siper etmişlerdir.

Ayrıca yapılması gereken bir husus daha var. Rahmet peygamberi olan Resulullah’ın hayatını konu alan kitapları okuyup onu tanımak lazım. Resulullah’ın anlatıldığı sohbetlerde bulunmak, ona duyulan sevgisiyi arttırır. Onun aşkını ihtiva eden şiirleri, naatları, kasideleri, ilahileri ve hikmet ehlinin sözlerini okuyup dinlemek aşkı arttırır.

Muhammed İkbal diyor ki:
Namaz mihrabımız Ka’be’ye yöneliktir.
Gönül mihrabımız ise Medine’deki Ravza-ı Mutahhara’ya yöneliktir.

Merhum Ali Ulvi Kurucu da:
Ruhum sana âşık, sana kurbandır Efendim.
Bir ben değil, âlem sana hayrandır Efendim.
Kıtmirinim Ey Şah-ı Rüsul kovma kapından.
Asilere lütfun yüce fermandır Efendim.


Gülistan: Efendim, kıymetli vakitlerinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Seyda Bedirhan Efendi: Allah hayırlı çalışmalarınızda sizi muvaffak etsin inşallah. n

MUHAMMET Z. YILDIZ
 Geri Dön
Bu yazı şimdiye kadar 1261 defa okundu
 
 Yorumlar (8)

18 Ağustos 2010 tarihinde İLHAN tarafından yapılan yorum;

ÇOK İYİ BİR ZAT MARDİNDEN SELAMLAR GÜLİSTAN DERGİSİNE DE TEŞEKÜRLERİMİ İLETİYORUM

03 Mayıs 2009 tarihinde YUSUF VURAL tarafından yapılan yorum;

ALLAH RAZI OLSUN ÇOK GÜZEL ALLAH BİZİ KENDİ DOSTLARINDAN AYIRMASIN.

30 Nisan 2009 tarihinde HAKAN BALTA tarafından yapılan yorum;

BÜYÜKLERİMİZİN DERİN İSLAM VE PEYGAMBER SEVGİSİNİ SİZ DEĞERLİ GÜLİSTAN AİLESİ OLARAK BİZLERE HAZIRLAYIP İSTİFADEMİZE SUNMANIZ ÇOK YERİNDE.ALLAH ( C.C) HİZMETLERİNİZİ DAİM ETSİN.SAYGILARIMLA..

26 Nisan 2009 tarihinde AHMET SEZER tarafından yapılan yorum;

ALLAH C.C BİZİ BU ZATLARDAN MAHRUM EYLEMESİN İNŞALLAH ONLARIN HİMMET VE NAZARLARINDA BEREKETLERİNDEN İSTİFADE EDEN KİŞİLERDEN EYLESİN. BİZLERİ DE ONLAR GİBİ EFENDİMİZİN S.A.S İZİNDEN GİTMEYİ NASİP EYLESİN..AMİN
SELAM VE DUA İLE.

18 Nisan 2009 tarihinde YASİN KIRTAY tarafından yapılan yorum;

ALLAH U ZÜLCELEL BİZLERİ KENDİ DOSTLARINDAN AYIRMASIN İNŞ VE ONLARIN ŞEFAATINA NAİL EYLESİN. YOLUNDA HİZMETKAR EYLESİN BİZLERİ, ALLAH RAZI OLSUN.

14 Nisan 2009 tarihinde AHMET tarafından yapılan yorum;

... MİNNETTARIZ. ALLAH SİZİ BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN. ALLAH'A EMANET OLUN

14 Nisan 2009 tarihinde ARG tarafından yapılan yorum;

GÜZEL VE TABİİ BİR ROPORTAJ OLMUŞTUR. SADE VE İÇTEN OLAN TAVSİYELER HER ZAMAN DAHA ETKİLİDİR. ALLAH KENDİSİNE SIHHAT VE UZUN ÖMÜRLER VERSİN. ROPORTAJI YAPANDAN DA ALLA RAZI OLSUN.

10 Nisan 2009 tarihinde YUSUFMERT tarafından yapılan yorum;

ŞÜPHESİZ DİNİMİZİ EN DOĞRU ŞEKİLDE BÖYLE ALİMLERDEN ÖĞRENDİK. ALLAH ALİMLERİN YOKLUĞUNU BU ÜMMETE GÖSTERMESİN... HÜRMETLERİMLE.

 

www.gulistandergisi.com
Ana Sayfa
Künyemiz
Abonelik
Mail Listesi
Bize Ulaşın
Arşiv
Ziyaretçi Defteri
SON EKLENENLER

www.gulistandergisi.com