Ülkemizde neler olmakta?…
(önceki sayıdan devam)
Çağdaşlık ve moda adı altında; kadınlarımız alenen çıplaklığa özendirilmekte, özgürlük adına zina serbest bırakılıp suç olmaktan çıkarılmaktadır. Müslümanların gözünün içine baka baka, kendileri gibi olmalarını isteyen şarlatanlar, maalesef bir çok insanımızı yoldan çıkarabilmektedir. Tabi, bu öyle kısa zamanda başarılmış bir iş değildir. Her türlü vesile kullanılarak, yıllar içerisinde, din, vicdan, namus, haya gibi kavramlar toplum hafızasından ve zihninden kazınmış, insani duygular dumura uğratılmıştır.
Özellikle son aylarda, ülkemiz medyasında, sözüm ona ‘çocuk pornosu’ haber ve görüntüleri ön plana çıkarılmakta, insanların bilinç altıyla oynanmaktadır. Gerçekte insanla ve insanlıkla alakası dahi olmayan bu iğrenç işlerle uğraşılıyormuş, sanki böyle bir şey olabilirmiş gibi yapılarak, zihinler ve kalpler bulandırılmaya çalışılmaktadır. İnsanın kendinden ve diğer insanlardan nefret etmesi, psikolojik çöküntü ve güvensizlik ortamı oluşturulması, bu tür yayın ve haberlerin ana hedefidir. Bu tür yayınlarla hedeflenen diğer bir amaç da bu sapıklıkların normalleştirilmesi gayretidir. Yapılan takibat sonucunda yakalanan şahısların, bu siteleri para karşılığında, yabancı kaynakların isteği üzerine hazırladıklarını itiraf etmeleri, oynanan oyunun kökenini açıkça göstermektedir.
Ülkemizdeki on binlerce hayat kadınının fuhuş yapmaları yanında, yurtdışından; eski Demirperde ülkelerinden gelen binlerce hayat kadını, bu iş için rahatça ortam bulabilmektedir. Otomotiv, lastik, kapı, pencere gibi tüketim fuarlarında bile, dansöz kıyafetli mankenler, kendilerini teşhir etmekte ve kimse de bu sergilenen malların mankenlerle alakasının ne olduğunu sormamaktadır!
Her gün kanallarında danışıklı dövüşlü, -adeta- evcilik oyunuyla seviyesiz, basit, ahlaksız konuşmaların yer aldığı programlarla reyting patlamaları alınmakta ve Müslüman aile yapısı dejenerasyona uğratılmaktadır. Yine TV kanallarının güzellik, dansöz yarışmalarına katılmak için onbinlerce kızımız, her türlüğü rezilliği göze alarak yarışmalara katılmak için can atmakta, ortalık, travesti, eşcinsel ve dönmelerden geçilmemekte, lüks diskotekler, barlar, pavyonlar, barlar tıklım tıklım dolmakta ve burada yaşanan rezillikler magazin ve televole programlarıyla, toplumun maneviyat dinamikleri bombardımana uğramaktadır.
Okullar da flört yuvası haline getirilirken, öğrencilerin kız kapma yüzünden birbirini bıçakladığı yada öldürdüğünün örnekleri medyada sık sık yer almakta, internette ya da sokaklarda alenen satılan CD’lerde yer alan çıplak görüntüler, ülkemizi ahlaksızlık batağına çekmektedir… Bu tablonun altına, daha bir çok çirkin manzaralar ilave etmek mümkündür.
Kısacası neslimiz, nefsimiz korkunç bir "Cinsel terör"le karşı karşıyadır. Bu kötü gidişe dur denmelidir. Zaten toplumda yaşanan cinsel sapkınlıkların neden olduğu bir çok musibet karşımızda durmaktadır. Yuvaların yıkılması, zührevi hastalıklar, Aids, kadınlara yönelik tacizler, namus cinayetleri, livatacılık, röntgencilik, gibi belalar, sadece bu dünyanın acılarındandır. Ahiret aleminde insanların karşılaşacağı cezalar, elbette çok daha büyük olacaktır.
İnsanları zevk ve şehvet bataklığında boğmak isteyenlerin başında Şeytan ve İslam düşmanı insanlar gelmektedir. Gerçekten, Şeytanın insanları Allah'ın yolundan koymak için kullandığı en büyük tuzak; şehvettir.
Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak ve onları mağlup etmek isteyen İslam düşmanları, müstehcenliği ve teşhirciliği alabildiğine kullanmaktadırlar.
Yıllar önce İngiliz Misyoneri Zevimer'in söylediği şu sözler bu bakımdan çok ilginçtir: "Bir bardak içki ve bir çıplak dansözün, Muhammed'in dinine uyanlarda yapacağı tahribatı bin top yapamaz. O halde Müslümanları, madde ve şehvetlere daldırıp boğmaya çalışınız. Müslüman kadını bozmamız gerekir. Kadını, İslam ahlakından uzaklaştırmalıyız. Kadın bize elini uzattığı an, haram denen şeyi elde etmiş olacağız. Böylece de İslam’ın zaferini isteyen kitleler, dağılıp yok olacaklardır."
Yapılanlara ve gelişmelere baktığımızda, bu planın en ince detaylarına kadar hayata geçirildiğini görmek mümkündür.
Cinsellik imtihanını başarı ile vermek
1. Şehvet imtihanını başarıyla kazanabilmek için kuvvetli bir iman sahibi olmak ve İslam’ı yaşamak gerekir. Kur'anı Kerim'de anlatılan Yusuf (aleyhisselam)’ın başından geçenler, bizler için cinsellik imtihanını kazanmanın nefis bir örneğidir.
Sarayda vezir olan Aziz'in genç ve güzel eşi Züleyha'nın cinsel tahrikleri ve tacizlerine karşı örnek bir mücadele tavrı göstermişti Yusuf Peygamber. Yusuf Suresi’ndeki ayetlerden anlaşıldığı üzere, kapıları iyice kapatan kadın, bütün şehvetini ve cazibesini kuşanarak: "Heyte lek!" (Hadi gelsene!) diye ısrarla Yusuf’u yatağa çağırırken, Yusuf’un ağzından ilk çıkan, "Maâzallah"tır. "Maâzallah" yani, "Allah’a sığınırım."
Bir hadiste Sevgili Peygamberimiz, Kıyamet gününde arşın gölgesinde, Allah'ın rahmetini hak eden yedi sınıf insandan birisini: “Güzel bir kadının zina teklifini; ‘Ben Allah'tan korkarım’ diyerek geri çeviren Müslüman erkek olarak zikretmesi, cinsellik imtihanının kazanmanın mükafatının ne denli büyük olduğunu ortaya koyar.
Yine Sevgili Peygamberimiz (sav); "Sizler dilinizi ve cinsel organınızı (haramdan) korursanız, ben sizin Cennete girmenize kefilim" buyurması da dikkatimizi çekmektedir. İşte bu gün, Sevgili Peygamberimizin saydığı bahtiyar yedi sınıftan biri olan zina teklifini reddedebilecek Yusuf (as) gibi örnek insan olmanın zamanıdır.
2. Önceden haram yollara dalmışsak, samimi bir tevbe ile pişman olunması, bir daha o günahlara dönülmemesi gerekir.
3. Cinsel içerikli yayın yapan TV kanallarından, internet sitelerinden ve dergi yada gazetelerden uzak durulması gerekir. Unutulmamalıdır ki; günahtan korunmanın en kolay yolu, günaha gidecek kapıyı açmamaktır.
4. Gençlerimizi imkan olduğu takdirde evlendirmekte acele ederek onları koruma altına almalıyız.
Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) de gençleri zina ve fuhuştan korumak ve kurtarmak için onlara şu tavsiyede bulunmaktadır: “Gençler, sizden gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek, gözü harama karşı korur, namusunu, iffetini muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun, çünkü oruç şehveti kırar.” (Buharî, Nikah, 2; Müslim, Nikah, 5; İbn Mace, Nikah, 1)
5. Yukarda Hadis-i şerifte belirtildiği gibi evlenme imkanı olmayanlar sık sık oruç tutarak nefislerini dizginlemeye çalışmalıdır. Gerçekten, bol kalorili yiyeceklerin aşırı miktarda tüketilmesi, insanın nefsini güçlendirmekte ve şehvet potansiyelini artırmaktadır. Öyleyse insan, yemesini, içmesini kontrol altında tutmalıdır.
6. Cinsi arzuyu tahrik edecek şeylerden ve insanı günahı sokacak ortamlardan, mesela kötü arkadaş sohbetlerinden kaçınmak da önemli bir tedbirdir.
7. İnsanların zamanlarını faydalı aktiviterle (ibadet, okuma, spor, vakıf çalışmaları, sanatsal faaliyetler, teknik çalışmalar vb. gibi şeylerle) meşgul olması, kişiyi olumsuz ortamlardan korumak açısından oldukça önemlidir.
8. Yine Kur'an’ın ifadesiyle gözlerini namahreme bakmaktan korumak, yabancı kadınlarla zorunlu olmadıkça bir arada bulunmamak, müstehcen konuşmaları ve müzikleri dinlememek de bu hususta önemli tedbirlerdendir.
9. Sık sık Peygamberimizin yaptığı duaları tekrarlamak: Mesela şu dua gibi: "Allah'ım gözümün şerrinden, kulağımın şerrinden, menimin şerrinden, nefsimin şerrinden sana sığınırım. Ya Rabbi’ Beni bir an dahi olsa nefsimin eline bırakma." (Amin)
Ne mutlu, dünya imtihanını hakkıyla verip, mükafat olarak Cenneti hak edenlere!